İncir Ağacı

İNCİR AĞACI

FİCUS CAR1CA L.

Moracea

Ficııs adının İbranice fcg sözcüğünden geldiği sanılmaktadır. Carica a-dımn da Bodrum ve çevresinde yaşamış olan Kanalıların ülkesi Carien kökenli olduğu ileri sürülmektedir. Orta Asya’da yetişmemesine karşılık Türkler inciri tanıyorlardı. İncir sözcüğü Farsça encir sözcüğünden gelir. Çinlilerin İnciri MS 6. yüzyılda tanıdıkları ve yetişen ağaçların da İran’da yetişen incir ağaçlarıyla aynı olduğu ileri sürülmektedir. Bu durumda Türklerin inciri Tersler aracılığıyla tanımış oldukları düşünülebilir. Uygurca yazılmış kitaplarda incir adı kullanılmıştır. Kıpçak ve Kuman Türkleri de incir adını kullanıyordu. Abu Hayyan’ın Kitâb nl-id-râk lİ-lisân al-Atrâk adlı sözlüğünde incir ilek olarak geçer. Günümüzde Anadolu’da, özellikle Ege bölgesinde baba incire iğlek veya ilek denir. İzmir, Aydın, Muğla ve çevresinde incire yemiş denir. Kesin olarak bilinememektedir. Anadolu ve Mezopotamya’da tarımı yapılmaya başlanan incirin Karia’dan geldiği düşünülmektedir.

Dünyanın tarımı yapılan en eski meyve ağaçlarından biridir. İncir Museviliği temsil eder. Tevrat’ta incirden birçok yerele bahsedilir. Kuran’da da Tin isminde bir sûre vardır, ki tın incir demektir. Bütün semavî dinlerde Adem ve Havva’nın incir yaprağıyla örtündüklerine inanılır. Romalılar bir kurdun beslediği Remus ve Romulus’un kaldığı mağaranın kapısını gölgeleyen ağacın incir olduğuna inanıyordu. Anavatanı Etiyopya olan firavun incirinin yaklaşık 7000 yıl önce Mısır’da tanındığı sanılmaktadır. Mısırlılar incirden ilaç olarak da yararlanmıştır. İncirden yaptıkları ve dab dedikleri şarabı güçlendirici olarak kullanıyorlardı. MÖ 70Û’de Yunanistan’da da yetiştirilmeye başlanan incir kısa sürede ana gıda maddeleri arasına girmiştir. Plinius şarapta kaynatılan incirin şirpençe ve kan çıbanının olgunlaşmasını sağlayan iyi bir ilaç olduğunu, 2° türünün yetiştirildiğini, en iyi türünün Anadolu’dan ve Kuzey Afrika’dan geldiğini, güneşte kurutularak saklandığını yazmaktadır.
Plinius ve Dİoskorides taze İncirin mideye zarar verdiğini deri döküntülerine, terlemeye, susamaya neden olduğunu yazmaktadır. MÖ 2. yüzyılda yazılmış bir e-serde incirin günümüzdeki gibi ağacında kurutulmaya bırakıldığı yazmaktadır. İnciri Akdeniz kıyılarına Fenikeliler ve Yunanlılar yaymıştır. 18. yüzyılda Amerika’ya götürülerek Güney Kaliforniya’da Büyük Okyanus kıyılarında yetiştirilmeye başlanmıştır. Tıbbi Nitelikleri: Kan temizleyici, güçlendirici, siğil tedavi edici, sürücü, yumuşatıcı, uyarıcı. Kullanıldığı Yerler: Bitkinlik, çıban, diş eti, nekahet dönemi, siğil, peklik, öksürük, yaşlanma. Botanik: Sürekli nemli kalabilen balçıklı, ağır toprakları sever. Boyu 10 m’ye ulaşabilir, 50-100 yıl yaşar. Çok seyrek olarak boyunun 25 m’ye ulaştığı da görülür. Akdeniz kıyılarından Hindistan’a kadar kıyı boyunca yabani olarak kayaların arasında yetişir. Türkiye’de bardacık, göklop, kavak, morguz, sarılop, sultanselim, yeşilgüz gibi birçok türü yaygın yetişir. Erzurum’da kışın soğuğundan koruyabilmek için incirlerin üzerine toprak atılır. İncir en iyi Akdeniz ikliminde yetişmektedir.

Tropik ve subtropik kuşakta Moraceae ailesinin 2000′e yakın türü yetişmektedir. Türkiye’de yetişen dut ağacı da bu aileden bir meyve ağacıdır. Bu ailenin en önemli ağacı ise incirdir. İncirin aşılarla üretilmiş 100′e yakın melez türü vardır. İncir yapraklarını döker, ancak yumuşak iklimli bölgelerde yapraklarını dökmediği de görülür. Gövdesinin çapı 40-50 cm’e ulaşabilir. Ağacı yumuşak, gözenekli özü ise sünge-rimsidir. Kökler toprağın yaklaşık 8 m derinine iner, 15 m çapında bir çevreye yayılır. 5 parçalı yaprakların üstleri koyu parlak yeşil, altları açık yeşildir. Çok küçük olan çiçekler yaprak koltuklarından çıkar. Yalancı meyvesi hafit yuvarlak armut görünümündedir. Meyvenin dışı yeşilin çeşitli tonlarında veya siyaha yakın renkteki ince bir tabakayla örtülüdür. İçi yumuşak, sarı, kahverengim si kırmızı, kırmızı, sarımsı kırmızı olabilir. Tohumlar sarımsı ve çok ufaktır. Bitki tohumundan çok çelikten yetiştirilir. Ancak yeni bir tür yetiştirilmek istendiğinde tohumundan yararlanılır. Genç ağaç 3-3,5 m’yc ulaştığında yanlara doğru genişlemesi için uçları kırılır. İncir, ilek atılması gereken ve gerekmeyen diye iki -gruba ayrılır. Ülkemizde yetişen, kalite yönünden çok değerli olan İzmir inciri (Ficus Carica Syivestris) -döllendirilmeden meyve vermez. Döllenmeyi çok küçük bir sinek olan incir arısı (Blastophaga Psenes) yapar. İncir arısı dişi ve erkek organları olan baba incirden çıkarken çiçek tozlarına bulanır ve uçarak yalnız dişi organları olan yemelik incire konarak döllenmeyi sağlar. Erkek incir (ilek) bir ipe dizilerek döllendirilmek istenilen ağacın üzerine atılır. Buna ülkemizin bazı yörelerinde ilek atmak, ileklemek denir. Meyve ağustos ve eylülde olgunlaşır. Erkek incir (baba incir) soğuğa karşı çok duyarlıdır. Ülkemizde meyvesi bu yönteme ihtiyaç olmadan olgunlaşan incir türleri de yaygın olarak yetişir.

Nelerinden Yararlanılır: Meyvesinden, salgıladığı süt benzeri sıvıdan yararlanılır.

Toplanması ve Saklanması: İncir taze olarak çok kısa süre dayanır. Toplandıktan, özellikle çok olgunlaşmış olarak toplandıktan sonra kısa sürede yenmesi gerekmektedir, ekşir. Taze olarak yemek amacıyla meyvenin bir bölümü toplanır. Diğer bir bölümü ise kuruması için ağaçta bırakılır. Bu yönteme en elverişli olanı İzmir inciridir. Suyunun %25′ini kaybederek büzüşen incir toplanır, güneşte veya Özel fırınlarda kurutulur. Hava almayacak biçimde paketlenir veya fıçılara, büyük sandıklara basılır. Serin yerlerde uzun süre saklanabilir. Hava alırsa meyve sertleşir. 100 kg incir kurutulduğunda yaklaşık 30 kg kuru incir elde edilir. Meyve kuruduğunda üzerini beyaz bir toz kaplar. Bu, kuruma süresinde meyvenin dışına çıkmış olan glikozdur. İspanya’da meyvenin sertleşmesini önlemek ve şekerim almak için meyve kestane ununa bulanır.

Kokusu ve Tadı: Meyvenin kendine has bir kokusu vardır. Oldukça tatlıdır.

Yan Etkileri: Yapraklar ve ham meyve alerji yapabilir. Bu durumda yapraklar ve olmamış meyveye dokunulmamalıdir.

Şekeri yüksek olanların, şeker hastalarının inciri az yemeleri doğru olur.

Kullanma Biçimleri: İçten ve dıştan uygulanır.

Bitkiden Yararlanma Yöntemleri: Çay, şarap, plaster olarak kullandır ve sütünden yararlanılır. İçindeki Bazı Maddeler: Meyve şekeri, pektin, A, B, C vitaminleri (özellikle taze meyvede), meyve asitleri, sümüksü madde, protein, fosfor ve kalsiyum, maden izleri. Taze incirde %12, kuru incirde %53 oranında şeker (sakaroz, glikoz) vardır. Taze dallar kırıldığında keskin ve acı bir sıvı çıkar. Bu sıvıda sindirimi kolaylaştıran enzim vardır.

Kısa Açıklamalar:

• Bitkinlik ve nekahet döneminde günde yaklaşık 200 g kuru incir yenmelidir.

• Kuru İncir kavrularak yapılan kahvenin öksürüğe, astıma ve göğüs hırıltılarına iyi geldiği ileri sürülmektedir. İncirden öksürük şurubu yapılır.

• Türkiye’nin bazı yerlerinde kuru incir zeytinyağına banılarak yenir.

• Gelişmekte olan çocuklara ve yaşlılara kuru incir verilmelidir

Leave a Reply