Huş Ağacı
Huş Ağacı
BETULA PENDULA ROTH
Betulaceae Betula Verrucosa Ahrh.
Bctula’nm Sanskritçeden geldiği ileri sürülmektedir.
Avrupa’da, İrak’ın kuzeybatısında, Kafkaslarda, Asya’da ve Türkiye’de yetişmektedir.
Plinius bitkinin katranından söz etmiştir. Avrupa’nın kuzeyinde yaşayan halk topluluklarının arasında birçok hastalığa karşı kullanılmıştır. İkinci ağaç kabuğu sebze olarak bile yenmiştir. Çin’de 10. yüzyıldan beri göğüs iltihapları ve sarılık İçin kullanılmıştır.
Bitki 16. yüzyıldan itibaren Avrupa’da sıkça kullanılmıştır. Lonicerus huş ağacının suyunu ağız içi iltihapları, taş hastalıkları, sarılık ve cilt lekelerinde kullanmıştır. Matt-hiolus ‘suyunu ödem ve yara tedavisinde önermiştir. Yapraklarından kaynatılarak yapılan sıvının uyuza karşı banyo suyu olarak kullanıldığını da yazmıştır. Madaus bitkinin yaprağının Rusya’da romatizma, deri döküntüleri ve kesiklerde kullanıldığını yazmıştır.
Huş ağacı özellikle Kuzey Avrupa’da halk inancında, güç, şans ve mutluluk getiren bir ağacıdır. Avrupa’da genç erkekler 1 Mayıs gecesi, hoşlandığı genç kızın evinin Önüne, balkonuna, bahçesine gizli gizli, kurdelelerle süslü bir huş ağacı diker. Altay Türkleri dinle ilgili törenlerini huş ağacı ormanlarında yaparlardı. Bu törenlere yalmz erkekler katılabilirdi. Dokuz Oğuz destanı öyküsünde bir gece gökten inen bîr ışık, huş ağaa ile çamfıstığmın üzerine iner. Bu nedenle bu ağaçların dinsel ve büyüsel gücü olduğuna inanılır. Huş ağacı eski Türklere göre erkekliği, çamfıstığı ise dişiliği temsil eder. Hatta Huş ağacının Türklerin babası, çamfıstığmın Türklerin anası olduğuna inanılır. Huş ağacının eski Türklerde adı sihTıbbi Nitelikleri: Antiseptik, idrar söktürücü, kan temizleyici, safra soktürücü, yara kapatıcı, uyarıcı. Huş ağacının kabuğunda betuiin a-sit bulunmuştur. Betuiin asidin Özellikle bir çeşit cilt kanseri olan mela-nom hücrelerini tahrip ettiği tespit edilmiştir. Betuiin asit kanser hücrelerinin metabolizmasını etkileyerek bölünmelerini Önlemektedir. Kullanıldığı Yerler: Gut hastalığı, kolesterol, şişmanlık, saç, üre, ekzama, ödem, romatizma, taş hastalıkları, yara.
Botanik: Kuru yerleri sever. Dona ve kurağa karşı çok duyarlı değildir. Anadolu’da 2000-2400 m yüksekliğe kadar yetişir. İnce uzun ağacın boyu 30 m’ye ulaşır. Genç gövde ve dalların ağaç kabuğu kahverengi ve kaygan reçine bezleriyle örtülüdür. Geliştikçe gövde beyaz ve ipek gibidir. Ağaç kabuğu yatay şeritler halinde soyulur. Yaprakların boylan yaklaşık 5-7 cm, genişlikleri 3-4 cm’dir. Baklava veya üçgen biçimli yapraklar uca doğru dişlidir, altları a-çık yeşildir. Turuncu tırtılımsı erkek organlar sapsızdır, 10 cm’e kadar uzayabilir. Kısa saplı tombul dişi organlar yaklaşık 3-4 cm boyundadır ve kırmızı başlıdır. Nisan, mayıs aylannda çiçek açar. Ufak meyvesi kahverengimsi ve kanatlıdır.

