<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şifalı Bitkiler, Doğal Bitkiler</title>
	<atom:link href="http://www.sifalibitkilerim.tv/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sifalibitkilerim.tv</link>
	<description>Şifalı Bitkiler, Doğal Bitkiler, Bitkisel Tedaviler, Bitkisel Çaylar, Doğal Ev Eczanesi, Bitkisel Kürler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 00:21:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Hastalıklara İyi Gelen Şifalı Bitkiler</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/hastaliklara-iyi-gelen-sifali-bitkiler/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/hastaliklara-iyi-gelen-sifali-bitkiler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 22:35:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Faydalı Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=1393</guid>
		<description><![CDATA[ŞİFALI BİTKİLER DOĞAL EV ECZANESİ Şifalı bitkiler çok etkili doğal tedavi kaynaklarıdır. Onların kıymetleri, kendilerinin bize ne vereceklerini çok iyi bilmekten, sorumlu ve bilgili kullanmaktan geçmektedir. Bu bölümde şifalı bitkileri tanıtacak, onların doğru kullanma şekil ve miktarlarını, hazırlanma usûllerini ve nasıl kullanılacaklarını ve hangi hastalıklarda hangi bitki ve bitki karışımlarının etkili olduklarını bildireceğiz. Bu şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p><strong>ŞİFALI BİTKİLER DOĞAL EV ECZANESİ</strong></p>
<p>Şifalı bitkiler çok etkili doğal tedavi kaynaklarıdır. Onların kıymetleri, kendilerinin bize ne vereceklerini çok iyi bilmekten, sorumlu ve bilgili kullanmaktan geçmektedir.</p>
<p>Bu bölümde şifalı bitkileri tanıtacak, onların doğru kullanma şekil ve miktarlarını, hazırlanma usûllerini ve nasıl kullanılacaklarını ve hangi hastalıklarda hangi bitki ve bitki karışımlarının etkili olduklarını bildireceğiz.</p>
<p>Bu şekilde sağlığınızı koruyabilmenin ve sıkıntılarınızdan en iyi nasıl kurtulabileceğinizin yollarından emin olabilirsiniz.</p>
<p><strong>Şifalı bitkilere kısa bir bakış</strong></p>
<p>Adaçayı: Yaprakları, iltihap kurutucu, terletici, balgam söktürücü, antıbakterıyel, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, grip, aşırı terleme, boğaz ağrısı.</p>
<p>Akdiken: Yaprak ve çiçekleri, kalp kaslarını düzenleyici ve güçlendirici, kalp ve dolaşım rahatsızlıkları, yaş dönümü problemleri.</p>
<p>Anason: Tohum meyveleri, uyku verici, iştah arttırıcı ve gaz, mide gazlarında söktürücü, uykusuzlukta (bilhassa çocuklarda), öksürüğü kesmede.</p>
<p>Ayı üzümü: Yaprakları, anti bakteriyel, akut idrar yolları ve böbrek hastalıkları ve kronik ishalde.</p>
<p>Baldıran: Kökleri, sakinleştirici, kalp çarpıntısı, uykusuzluk, stres ve asabi heyecanlanmalar.</p>
<p>Biberiye: Yaprakları sinir sistemi ve kan dolaşımı ve asabiyet, yüksek tansiyon, kan dolaşımı rahatsızlığı, romatizma ve gut, tansiyon düzenleyici.</p>
<p>Civanperçemi: Çiçek, yapraklar, iştah açıcı, kanama durdurucu, iştahsızlık, mide, bağırsak, safra kesesi hastalıkları, iç ve dış kanamalar, adet söktürücü.</p>
<p>Çuha çiçeği: Kök ve çiçekler, balgam söktürücü, idrar arttırıcı. Yaşlılarda kronik bronşit, baş ağrısı, migren, nevralji, romatizma.</p>
<p>Hatmi: Kök, yaprak, çiçekler, tahriş giderici, öksürük kesici, mide, bağırsak rahatsızlıkları, cilt, ağız ve boğaz hastalıkları, öksürük.</p>
<p>Huş ağacı: Yaprakları, idrar arttırıcı idrar yolları rahatsızlıkları, idrar yolları kumu ve taşlarının atılması.</p>
<p>Ihlamur: Çiçekli yaprakları, terletici ve yatıştırıcı nezle, soğuk algınlığı, akciğer ve nefes borusu rahatsızlıkları.</p>
<p>Isırgan: Yaprak, kök, tohum, metabolizma düzenleyici, idrar söktürücü. Romatizma, safra ve karaciğer hastalıkları, gut, prostat, şeker, idrara çıkamama, romatizmal ağrılar, vücut direncini arttırıcı, saç güçlendirici, saç dökülmesi.</p>
<p>Kantaron (sarı): Çiçekli yaprakları, sakinleştirici, anti depresif, yara iyileştirici, hafif depresyonlar, korku, uykusuzluk, gerginlik, yaş dönümü sıkıntısı.</p>
<p>Kara hindiba: Kökleri, idrar arttırıcı, yara iyileştirici, safra taşı düşürme, romatizma, egzamada ve zayıflamak için.</p>
<p>Kekik: Çiçekli yapraklı ince dalları, antiseptik, spazm çözücü, balgam söktürücü, öksürük, boğmaca, mide, bağırsak rahatsızlıkları.</p>
<p>Keten: Tohumları, yara iyileştirici, peklik giderici, peklik (kabızlık), ağız-boğaz, mide iltihapları, öksürük, yaralar, kan çıbanı, basur.</p>
<p>Kantoron (kırmızı): Çiçek yapraklı dallar, hazmettirici, iştah arttırıcı, iştahsızlık, asabi zafiyet, mide ve bağırsak rahatsızlıkları.</p>
<p>Kimyon: Tohum meyveleri, antiseptik, spazm çözücü. Hazımsızlık, şişkinlik, âdet ağrıları.</p>
<p>Kuşburnu: Meyveleri, direnç arttırıcı, ateş düşürücü, yara tedavi edici, soğuk algınlığı, öksürük, ateşli hastalıklar, halsizlik, iştahsızlık, kabızlık, şeker hastalığı.</p>
<p>Meyan: Kökleri, balgam söktürücü, iltihap kurutucu öksürük, bronşit, gastrit ve ülser.</p>
<p>Lavanta: Tomurcuk çiçekler, sakinleştirici, asabiyet, uykusuzluk, ishal, halsizlik, iştahsızlık, migren ve gut.</p>
<p>Melisa (oğulotu): Yaprakları, spazm çözücü, sakinleştirici, iştah arttırıcı, asabiyet, asabı mide ve kalp hastalıkları, adet ağrıları.</p>
<p>Mürver: Çiçek ve meyveleri, terletici, direnç arttırıcı, soğuk algınlığı, romatizma ve cilt hastalıkları.</p>
<p>Nane: Yaprakları, iştah arttırıcı, safra düzenleyici, Spazm çözücü mide, bağırsak ve safra hastalıkları yaş dönümü ve adet rahatsızlıkları baş ağrısı, mide bulantısı, kusma.</p>
<p>Papatya: Çiçekli yaprakları: antiseptik, yara iyileştirici, spazm çözücü, soğuk algınlığı bağışıklığı, mide güçlendirici, koku giderici, sakinleştirici, bağırsak hastalıkları, yaralar, deri hastalıkları.</p>
<p>Rezene: Tohum meyveleri, balgam söktürücü, sakınleşirici, öksürük, bronşit, şişkinlik, gaz giderme, göz iltihapları.</p>
<p>Sinameki: Yaprakları, meyvesi, mushil, kabızlık için en güçlü ilaçtır.</p>
<p>Sinir otu: Yaprakları, anti bakteriyel, balgam sökücü, öksürük, boğaz iltihabı, mide hastalıkları, yaralar ve kaşıntılar, kan durdurucu, tahriş yumuşatıcı</p>
<p>Şerbetçi otu: Dişi çiçek kozalağı, sakinleştirici, uyutucu, iştah verici, asabi uykusuzluk, kalp ve mide hastalıkları, iştahsızlık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/hastaliklara-iyi-gelen-sifali-bitkiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Acı Badem</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/aci-badem/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/aci-badem/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 10:03:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=889</guid>
		<description><![CDATA[ACI BADEM AMYGDALUS COMMUNİS VAR. AMARA DC Prunus Amygdalus Baîsch. Var. Amara TATLI BADEM AMYGDALUS COMMUNİS VAR. DULCIS DC Tıbbi Nitelikleri: Sürücü, yumuşatıcı, kramp çözücü, yatıştırıcı. Kullanıldığı Yerler:Yorgunluk, aşırı alkol alma, deri, kansızlık, kaşıntı, öksürük, peklik, hafif yanıklar. Botanik Özellikleri: Tatlı ve acı badem ağacını, dış görünümünden ayırt etme olanağı yoktur. Tatlı bademin meyvesi daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ACI BADEM</strong></p>
<p><strong>AMYGDALUS COMMUNİS VAR. AMARA DC</strong></p>
<p>Prunus Amygdalus Baîsch. Var. Amara</p>
<p><strong>TATLI BADEM</strong></p>
<p>AMYGDALUS COMMUNİS VAR. DULCIS DC</p>
<p>Tıbbi Nitelikleri: Sürücü, yumuşatıcı, kramp çözücü, yatıştırıcı.<br />
<div id="attachment_896" class="wp-caption alignleft" style="width: 303px"><a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Acı-Badem.jpg"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Acı-Badem-300x200.jpg" alt="" title="Acı Badem" width="293" height="200" class="size-medium wp-image-896" /></a><p class="wp-caption-text">Acı Badem</p></div><br />
Kullanıldığı Yerler:Yorgunluk, aşırı alkol alma, deri, kansızlık, kaşıntı, öksürük, peklik, hafif yanıklar.</p>
<p>Botanik Özellikleri: Tatlı ve acı badem ağacını, dış görünümünden ayırt etme olanağı yoktur. Tatlı bademin meyvesi daha büyüktür. Yabani badem ağacı dikenlidir. Boyu yetiştiği yöreye, iklime göre 3-8 m arasında değişir.</p>
<p>Yapraklar uzun elips görünümlü, kenarları dişli, ortaları oldukça geniştir. Baharın başında pembe beyaz çiçekleri açmaya başlar. Meyvenin dışı deri gibidir ve keçemsi gri kıllarla örülüdür. Olgunlaştığında dış kabuk patlar ve dışı sert kabuklu meyve düşer. Bu kabuk kırıldığında üstü kahverengi bir zarla kaplı badem içi görülür. Badem içi beyazdır. Meyve haziran ve temmuz aylarında olgunlaşır.</p>
<p>Nelerinden Yararlanılır: Meyvesi, sütü ve yağından yararlanılır.</p>
<p>Toplanması ve Saklanması: Meyve dış kabukları patlamaya başlayınca toplanır. Kabuklu meyve kuru yerlerde uzun süre saklanabilir.</p>
<p>Kokusu ve Tadı: Bademin kendine özgü bir kokusu vardır. Acı bademin acımsı tatlı, tatlı bademin ise tatlımsı bir tadı vardır.</p>
<p>Yan Etkileri: Tatlı badem güçlü bir gıda maddesidir, ancak çiğ olarak günde 12-15 taneden çok yenmemelidir. içindeki siyanidrik asit zehirlenmeye neden olabilir. Ayrıca kuru bademin sindirimi de zordur. Kavrulduğunda bu tehlikesi kalkar.</p>
<p>Acı bademdeki siyanidrik asit oranı çok daha yüksektir. 10 tanesi bağırsak bozukluklarına 20 tanesi zehirlenmelere neden olur. Küçük çocuklara 2-3 taneden çok çiğ tatlı badem vermemeli, özellikle acı badem yememelerine dikkat edilmelidir. 7 tanesi ölüm tehlikesi yaratabilir.</p>
<p>Kullanma Biçimleri: İçten ve dıştan uygulanır. Badem sütü: Dış zarı soyulmuş 50 g badem içi, eş ölçüde toz şekerle karıştırılır, havanda iyice dövülür ve içine 500 mi iyi su karıştırılır, preslenerek süzülür. Süt elde edildikten sonra kalan artığa bal karıştırılarak yüze maske yapılır.</p>
<p>Badem yağı: Aa veva tatlı badem içinin düşük sıcaklıkta preslenmesiyle elde edilir. Rengi açık sandar koyu sarıya kadar değişir. Kendine özgü hoş bir kokusu vardır. Serinletici, çözücü, sancı dindirici özellikleri vardır, ilaç olarak kullanılabilmesi için içindeki toksinlerdi cemizlenmesi gerekir.</p>
<p>içindeki Bazı Maddeler. Yaklaşık %50 yağ, proteinler, karbonhidratlar, A, Bı, B2, B5, B6, PP, az ölçüde C vitamini ve madeni tuzlar.</p>
<p>Acı bademde yaklaşık %8 oranında siyanidrik asit glikozit amigdalin bulunur. Suyla birleştiğinde parçalanarak glikoza, acı badem yağma ve siyanidrik aside ayrılır.</p>
<p>Badem yağı sentetik olarak da elde edilmektedir.</p>
<p>REÇETELER</p>
<p>Atrofi (Kas Erimesi):</p>
<p>Kekik      yağ 15 g</p>
<p>Kuşdili     yağ 15 g</p>
<p>Lavanta     yağ 15 g</p>
<p>Badem         yağ 45 g Karışım masaj yağı olarak kullanılır.</p>
<p>Cilt Bakım Kremi:</p>
<p>Balmumu        40 g</p>
<p>Balina yağı       50 g</p>
<p>Badem yağı       300 g</p>
<p>Salatalık      suyu      150 g</p>
<p>Bütün malzemeler bir kapta benmari usulünde karıştırılır, bir seramik kaba konur, köpürünceye kadar çırpılır. Soğuk bir yerde saklanır. Yüze veya vücuda sürülür.</p>
<p>Göz Kenarı Kırışıkları:</p>
<p>Kakao yağı       2 g</p>
<p>Lanolin    anhidrit 2 g</p>
<p>Tıbbi öküzgözü       yağ      10 mi</p>
<p>Badem        yağ       50 mi</p>
<p>Kakao yağı ve lanolin bir kapta benmari usulünde eritilir. Karışım ateşten indirilir ve ısısı termometreyle ölçülür. 60°C&#8217;de badem yağı eklenir. Karışım ılıyıncaya kadar bir mikserle karıştırılır. Ilıyan karışıma tıbbi öküzgözü yağı eklenir. Hava ve ışık geçirmeyen bir kavanozda soğumaya bırakılır. Kırışıklıklar ince bir krem tabakasıyla sabah ve akşam kısa süre çok hafifçe masajlanır.</p>
<p>İştah Açıcı, Sindirim Kolaylaştırıcı, Ses Kısıklığı, Verem:</p>
<p>Tatlı badem yağı        25 mi</p>
<p>Toz şeker        25 g</p>
<p>Şeker havanda dövülür ve macun durumuna gelinceye kadar yağ ile karıştırılır. Günde 3-4 kahve kaşığı yenir.</p>
<p>Kuru Deri, Kaşıntı, Hafif Yanıklar, Deri Çatlakları:</p>
<p>Badem        süt      100 mi</p>
<p>Sütle ıslatılan gazlı bez bağlanır veya sütle ıslatılan pamukla yüz temizlenir. Deri beslenir, gerginlik ve parlaklık kazanır.</p>
<p>Kulak Çınlaması, Kulak Tıkanıklığı (Kneipp):</p>
<p>Tatlı badem yağı    50 mi</p>
<p>Günde 1 kere 5-6 damla ılık yağ kulağa damlatılır ve kulak bir pamukla tamponlanır.</p>
<p>Saç (Çok Kıvırcık):</p>
<p>Badem yağı      35 g</p>
<p>Ceviz yağı       20 g</p>
<p>Ayçiçeği yağı    20 g</p>
<p>Hintyağı        20 g</p>
<p>Gül yağı       5 g</p>
<p>Saç yatmadan önce karışımla çok iyi taranır ve baş bağlanır. Sabahleyin yıkanır, işlem 3 gün arka arkaya yapılır, 1 ay sonra tekrarlanabilir.</p>
<p>Şiddetli Öksürük:</p>
<p>Badem ağacı    yaprak 50 g</p>
<p>30 g yaprağa 1 litre kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 3 fincan yemek saatleri arasında içilir.</p>
<p>Yüz Maskesi (Kuru ve Yıpranmış Ten) 1:</p>
<p>Sıvı süt kaymak     ıo g</p>
<p>Bal       süzme           5 mi</p>
<p>Badem yağı        20 mi</p>
<p>Tatlı badem      çekirdek 30 g</p>
<p>Bademlerin ince kabuğu soyulduktan sonra çok iyi ezilir. Sıvı kaymak, bal ve badem yağıyla, krem durumuna gelinceye kadar karıştırılır. Elde edilen krem yüze ve dekolteye sürüldükten 30 dk sonra yumuşak bir kağıt peçeteyle temizlenir. Bademler yaklaşık l saat ılık suda bırakılırsa kabukları kolayca soyulur.</p>
<p>Yüz Maskesi (Kuru ve Yıpranmış Ten) 2:</p>
<p>(Her tip cilt için güçlendirici maske) Üzüm su      50 mi</p>
<p>Badem ince öğütülmüş meyve 50 g 20 g ince öğütülmüş bademe yumuşak bir hamur durumuna gelinceye kadar üzüm suyu karıştırılır. Karışım yüze ve gerdana sürülür. Yaklaşık 20 dk sonra ılık suyla yıkanır.</p>
<p>Kısa Açıklamalar:</p>
<p>•  Günde 10-12 tane badem yemek bitkinliğe iyi gelir ve büyümeyi destekler.</p>
<p>•  Çatlak ve sertleşmiş cilt, pişikler, deri iltihapları ve 1. derece hafif yanıklar için badem yağı kullanılabilir.</p>
<p>•  İçki içilirken arada, çok olmamak koşuluyla tatlı badem yemek sarhoş olmayı önler.</p>
<p>•  Düzenli olarak badem yemek kötü kolesterolü düşürür.</p>
<p>Bademin Anavatanı</p>
<p>Amygdalus sözcüğü güzel ağaç anlamındadır. Bu ad ağaca çiçek açtığındaki güzel görünümü yüzünden verilmiştir.</p>
<p>Batia Laufer&#8217;e göre badem sözcüğü Farsça vadam sözcüğünden kökenlenmektedir. Bazıları ise Farsça bâdâm sözcüğünden kökenlendiğini yazmaktadır.</p>
<p>Dede Korkut badem adını kullanmaktadır. Anadolu&#8217;da 11. yüzyıldan sonra yazılan çoğu kitapta da badem adıyla karşılaşmaktayız. Bayanı ve payam adları ise Batı Türkleri arasında ve Anadolu&#8217;da yaygındır.Cengiz Han ve oğulları zamanında Orta Asya ve Ön Asya&#8217;da acı badem para yerine de kullanılıyordu. Anadolu&#8217;da yabani bademe taş bademi, çağala veya çağla ağacı denir.</p>
<p>Anavatanının Çin ve Ön Asya olduğu kabul edilmektedir.</p>
<p>Asya&#8217;da binlerce yıl önce tarımı yapılmaya başlanmıştır. Avrupa&#8217;ya 5-6. yüzyılda Yunanlılar getirmiştir. Artık birçok ülkede özellikle Akdeniz kıyılarında Güney Avustralya, Amerika ve Güney Afrika&#8217;da birçok çeşidi yetiştirilmektedir.</p>
<p>Badem sütü yüzyıllardır cilt bakımı için kullanılmıştır. İbni Sina badem sütünün göz hastalıklarında acı dindirici, rahatlatıcı olduğunu belirtmiştir. Tabernaemontanus acı bademin sarhoşluğa karşı koruduğunu, yağının sinirleri yatıştırdığını, pekliğe ve kulak çınlamasına iyi geldiğini yazmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/aci-badem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azakeğiri Bitkisi Otu</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/azakegiri/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/azakegiri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 09:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=883</guid>
		<description><![CDATA[AZAK EĞİRİ Eğir, Hazanbel ACORUS CALAMUS L Araceae Tıbbi Nitelikleri: Gaz söktürücü, iştah açıcı, kan dindirici, terletici, yatıştırıcı. Kullanıldığı Yerler: Gaz şişkinlikleri, mide bulantısı, gut hastalığı, sindirim bozuklukları, kramp çözücü, diş etleri çekilmesi, böceklerden korunma. Azak eğiri aromalı acı maddeler gurubundandır. Bu yüzden her türlü mide, bağırsak, safra kesesi şikâyetinde, mide ülserinde, mukoza dokusu iltihaplanmaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AZAK EĞİRİ</strong></p>
<p>Eğir, Hazanbel</p>
<p>ACORUS CALAMUS L</p>
<p>Araceae<br />
<strong><br />
Tıbbi Nitelikleri:</strong> Gaz söktürücü, iştah açıcı, kan dindirici, terletici, yatıştırıcı.<br />
<div id="attachment_905" class="wp-caption alignleft" style="width: 303px"><a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Azakeğiri.jpg"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Azakeğiri-213x300.jpg" alt="" title="Azakeğiri" width="293" height="340" class="size-medium wp-image-905" /></a><p class="wp-caption-text">Azakeğiri</p></div><br />
Kullanıldığı Yerler: Gaz şişkinlikleri, mide bulantısı, gut hastalığı, sindirim bozuklukları, kramp çözücü, diş etleri çekilmesi, böceklerden korunma. Azak eğiri aromalı acı maddeler gurubundandır. Bu yüzden her türlü mide, bağırsak, safra kesesi şikâyetinde, mide ülserinde, mukoza dokusu iltihaplanmaları ve koliklerinde, iştahsızlıkta ve sindirim organlar genel güçlendiricisi olarak kullanılır.</p>
<p>Özellikle bu rahatsızlıklar vejetatif sinir sisteminden kaynaklanıyorsa Azak eğiri büyük bir yardımcıdır. Bu tipler çoğunlukla zayıf, aşırı duyarlı ve sinirli insanlardır. Bu durumda uzun süre (çay, tentür, toz ve yağıyla) kür yapılmalıdır.</p>
<p>Botanik: Güney ve Doğu Asya&#8217;da, Amerikanın Atlas okyanusu kıyılarında ve hemen hemen tüm Avrupa&#8217;da yetişmektedir. Ülkemizde ise Beyşehir, Sapanca, Yeniçağ gölleri kıyılarında yetişir.</p>
<p>Sulak yerlerde yetişir. Durgun akarsu ve göl kıyılarında 1100 m yüksekliğe dek yetiştiği görülür.</p>
<p>Çok yıllık bitkinin boyu 1,5 metreye ulaşabilir. Kök toprak altında yere paralel olarak uzar, eklemlidir, parmak kalınlığındadır, yaklaşık 50 cm uzunluğundadır. Besinini eklem yerlerinden çıkan ince uzun kökçüklerle alır. Dıştan yeşilimsi kahverengidir.</p>
<p>Yapraklar kılıç görünümlü, uzun, dar, alt bölümleri kırmızı, üstleri çayır yeşili renktedir ve dikine çıkar. Küçük çiçekleri mayıstan ağustosa dek, yaklaşık 8 cm boyundaki bir koçan üzerinde yeşilimsi sarı renkte açar. Meyvelerinin rengi kırmızıdır. Avrupada ve iklimi uygun olmayan yerlerde kökten çoğalır.</p>
<p>Nelerinden Yararlanılır: Kökünden, kökünden çıkarılan eterli yağdan, tentüründen yararlanılır.</p>
<p>Toplanması ve Saklanması: Kök sonbaharın başında çapayla topraktan çıkarılır, iyice yıkanır. Soyulduktan sonra 15-20 cm boyunda kesilir, boylamasına ikiye bölünerek ipe dizilir. Havadar gölge yerlerde çok iyi kurutulur. Hava geçirmeyen kaplarda nem almayacak biçimde saklanır.</p>
<p>Kokusu ve Tadı: Kökün mandalinayı andıran bir kokusu vardır. Tadı acı ve yakıcıdır (biberi andırır).</p>
<p>Yan Etkileri: Önerilen ölçülerde kullanıldığı sürece herhangi bir yan etkisi yoktur. Çok kullanıldığında mide bulantısı veya kusma yapabilir.</p>
<p>Kullanma Biçimleri: İçten ve dıştan uygulanır.</p>
<p>Bitkiden Yararlanma Yöntemleri:</p>
<p>Çay: 2 çay kaşığı kıyılmış kök 150 mi soğuk suda 30 dk demlenir, kaynama noktasına kadar ısıtılıp süzülür. Veya 2 çay kaşığı kıyılmış kök 150 mi soğuk suda 12-18 saat demlenip süzülür. Günde 3 çay fincanı içilebilir.</p>
<p>Su: Taze soyulmuş kök iri parçalara bölünerek preslenir. İhtiyaçtan çok preslenmemelidir.</p>
<p>Toz: Kuru kök dövülerek elde edilir.</p>
<p>Tentür: 10 g ince kıyılmış kök, 70°&#8217;lik 50 mi alkolde oda sıcaklığında 10-15 gün dinlendirilip süzülür. Posa da preslenerek içine karıştırılır. Günde 20-50 damla içilebilir.</p>
<p>Öz: 10 g kıyılmış kök 20 mi saf alkol ve 30 mi su karışımında sık sık karıştırılarak 4 gün dinlendirilip süzülür. Posa preslenerek 10 mi saf alkol ve 15 mi su karışımında 24 saat dinlendirilip süzülür. Elde edilen tüm sıvıya posa da eklenir ve kısık ateşte (kaynatılmadan) şurup kıvamına gelinceye kadar buharlaştırılır. Günde 10 damlaya dek içilebilir.</p>
<p>Yağ: Eczanelerden alınabilir.</p>
<p>Şarap: 30 g kıyılmış kuru kök 1,5 litre kaliteli beyaz şarapta yaklaşık 60 gün dinlendirilip süzülür. Posa preslenerek sıvıya katılır. Hava geçirmeyen bir şişede serin .bir yerde saklanır. Günde 100 mi içilebilir.</p>
<p>Banyo: 100 g iri kıyılmış kök 1 litre suda 10 dk kaynatılıp süzülür. Banyo suyuna karıştırılır. Gün aşırı banyo yapılabilir. Gece ve öğleden sonra geç saatlerde banyo yapılmamalıdır.</p>
<p>İçindeki Bazı Maddeler: Eterli yağ oranı %1,5-3&#8242;tür. [asoron, sarin, asaril aldehid, kalemeon (kalmus kafuru), ojenol], %5 terpen, acı madde (akorin %0,2), sümüksü madde, kolin, reçine, nişasta, vitaminler, organik tuzlar, mineraller, glikozitler.</p>
<p>Yapraklarda ve gövdede yalnız %0,l uçucu yağ vardır. İçindeki en önemli maddelerden biri asarondur. Bu madde yalnız başına çok zehirlidir. Asaronun diğer maddelerle olan dengesi onu iyi bir tedavi maddesi yapmaktadır.</p>
<p>REÇETELER</p>
<p>Diş Etleri Çekilmesi 1:</p>
<p>Azak eğiri      kök 50 g</p>
<p>Her gün birkaç parça kök çiğnenir, tükürülür. Günde 3 parçayla başlanır.</p>
<p>Diş taşlarının önceden diş doktoru tarafından temizlenmesi yararlı olur.</p>
<p>Diş Etleri Çekilmesi 2:</p>
<p>Azak eğiri  kök   50 g</p>
<p>4 g kök 1 su bardağı suda 3 dk kaynatılıp süzülür. Ağız günde birçok kere bu suyla çalkalanır.</p>
<p>Dizanteri:</p>
<p>Karabiber    toz   2 g</p>
<p>Kişniş    tohum   4 g</p>
<p>Azak eğiri    toz kök 60 g</p>
<p>Karışım 500 mi suya konur, 100 ml&#8217;ye ininceye dek kaynatılıp süzülür. Günde 3 çay fincanı içilir.</p>
<p>El ve Ayakları Sürekli Üşüyenler: Azak eğiri    kök<br />
Eller ve ayaklar dayanılabilecek sıcaklıktaki suyunda 20 dk banyo yapılır. Banyo suyu 3-4 kere kullanılabilir. Üşüme metabolizma bozukluğundan kaynaklanıyorsa, tam banyo yapılması yararlı olur.</p>
<p>Gözleri Güçlendirici:</p>
<p>Azak eğiri    su  50 mi</p>
<p>Kökten taze preslenmiş su göz kapakları üzerine bolca sürülür, birkaç dakika beklenir ve bol soğuk suyla yıkanır. Veya kökünden taze preslenen suyundan gözlere birer damla damlatılır. İdrar Söktürücü,</p>
<p>Üremi: Ardıç  üzüm   15 g</p>
<p>Sinameki    yaprak 15 g</p>
<p>Bahçe nanesi   yaprak 30 g</p>
<p>Azak eğiri        kök    40 g</p>
<p>10 g karışım 150 mi suda kısa süre kaynatılıp süzülür. Günde 3 çay fincanı içilir.</p>
<p>İshal:</p>
<p>Ravent            toz kök 10 g</p>
<p>Azak eğiri          toz kök 40 g</p>
<p>0,5 çay kaşığı karışıma 200 mi sıcak su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Gün boyunca 1 çay fincanı yudum yudum içilir.</p>
<p>Kansızlık:</p>
<p>Azak eğiri   kök    50 g</p>
<p>5 g ince kıyılmış kök 150 mi soğuk suda 12 saat demlenip süzülür. Günde 3 çay fincanı çayı içilir.</p>
<p>Kramplar ve Bu Yüzden Bozulan Sinir Sistemi: Azak eğiri   toz kök 50 g</p>
<p>2 gtoz kök 200 mi suda 2 dk kaynatılır, 10 dk demlenip süzülür. Günde 2 çay fincanı içilir.</p>
<p>Kronik Mide Şikâyetleri:</p>
<p>Bostan otu bitki      20 g</p>
<p>Azak eğiri      kök    30 g</p>
<p>4 g karışım 250 mi soğuk suya konur, yavaş ateşte kaynama noktasına kadar ısıtılır, süzülür. Günde 2 çay fincanı tatlandırılmadan içilir.</p>
<p>Mide Bulantısı, Mide Ekşimesi, Gaz Şişkinliği, Sindirim Kolaylaştırıcı:</p>
<p>Azak eğiri      kök   50 g</p>
<p>Günde 3 çay fincanı çayı veya 2 gtozu içilir.</p>
<p>Midede Enzim Eksikliği: Azak eğiri     kök   50 g</p>
<p>20 g kök 500 mi suda 30 dk kaynatılıp süzülür. Yemeklerden sonra 1 çay fincanı içilir.</p>
<p>Mide ve Böbrek Hastalıkları: Azak eğiri  kök 25 g                   </p>
<p>Pelin otu      bitki    25 g</p>
<p>2 g karışıma 200 mi sıcak su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 2-3 çay fincanı çayı içilir.</p>
<p>Romatizma:</p>
<p>Azak eğiri      yağ     1 g</p>
<p>Alkol        saf    99 g</p>
<p>Ağrıyan yer karışımla gün aşırı masajlanır. Ağrıyan yere göre gün aşırı yarım veya tam banyo da yapılabilir.</p>
<p>Saç Güçlendirici:</p>
<p>Azak eğiri   kök   </p>
<p>Kaynatılarak hazırlanan çayla saç dipleri masajlanarak yıkanır. Kepeğe karşı da iyi gelir.</p>
<p>Sigarayı Bırakmak İsteyenler:</p>
<p>Azak eğiri      kök   50 g</p>
<p>Kuru kökün günde 2-3 kere yavaş yavaş çiğnenip tükürülmesi önerilmektedir. Bulantı yapabilir.</p>
<p>Sindirim Bozuklukları (Kronik) 1: Azak eğiri  kök 50 g<br />
Soğuk veya sıcak 1 fincan çayı, öğle ve akşam yemeklerinden önce içilir. Geçinceye kadar uygulanır.</p>
<p>Sindirim Bozuklukları 2:</p>
<p>Azak eğiri  kıyılmış kök 25 g</p>
<p>Atkuyruğu  yaz sürgünü 25 g</p>
<p>3  g karışım üzerine 250 mi sıcak su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 3 çay fincanı içilir.</p>
<p>Sindirim Kolaylaştırıcı ve Güçlendirici 1:</p>
<p>Azak eğiri   toz kök 20 g</p>
<p>Günde 2 g içilir.</p>
<p>Sindirim Kolaylaştırıcı ve Güçlendirici 2</p>
<p>Centiyane   kök     5 g</p>
<p>Kantaron  bitki    5 g</p>
<p>Turunç   meyve kabuğu 10 g</p>
<p>Azak eğiri  kök   30 g</p>
<p>10 g karışım 150 mi suda 3-5 dk kaynatılıp süzülür. Gerektiğinde 1 çay fincanı sıcak olarak yudumlanır.</p>
<p>Sinirsel Kalp Bozuklukları: Azak eğiri   kök 50 g<br />
4 g ince kıyılmış kök, 150 mi soğuk suda 12 saat demlenip süzülür. Günde 1-2 çay fincanı çayı içilmesi önerilmektedir.</p>
<p>Şeker Hastalığı: Azak eğiri    kök</p>
<p>Şeker hastalarına, özellikle ateşli hastalıklardan sonraki nekahet döneminde gün aşırı azak eğiri banyosu yapması önerilir.</p>
<p>Tahıl Alerjisi: Azak eğiri  kök   50 g</p>
<p>5  g ince kıyılmış kök 18 saat 150 mi soğuk suda demlenip süzülür. Yemeklerden önce 1 çay fincanı içilir.</p>
<p>Kısa Açıklamalar:</p>
<p>•  Halsiz hissedenler uyarıcı ve dinlendirici olarak azak eğiri banyosu yapmalıdır. Banyo zayıf çocukların güçlenmesine ve büyümesine yardım eder.</p>
<p>•  Çayı deri döküntülerine karşı da kullanılmaktadır.</p>
<p>•  Metabolizmaya yaptığı olumlu etki nedeniyle bitki kansızlık tedavisine de yardımcı olur.</p>
<p>• Diş çıkaran çocuklara kökü çiğnetilir.</p>
<p>•  Raşitizm ve sıraca hastalığına yakalanan çocukların sırtları yağı ile masajlanır, banyosu yaptırılır.</p>
<p>•  Tozu zayıf, iştahsız, karnı şiş hayvanların yemine iştah açıcı ve güçlendirici olarak karıştırılır.</p>
<p>• Yaprakları böcekleri kaçırır.<br />
<strong><br />
AZAK EĞİRİNİN TARİHÇESİ VE ANAVATANI YETİŞTİĞİ YERLER</strong></p>
<p>Acorus Aromatıcus Giiîb, Acorus Simonk, Acorus Vulgaris Kern., Acorus Odoratus Lam., Calamus Aromaticus L</p>
<p>Acorus doyurmayan anlamına gelir. Calamus ise kamış anlamındadır. Bitkinin anavatanının Hindistan ve Güney Çin olduğu sanılmaktadır. Bazı kitaplarda buna Ön Asya da eklenmektedir.</p>
<p>MÖ 300&#8242;de yazılan Ayur Veda&#8217;da da bitkiye önemli bir yer verilmiştir. Hindistan&#8217;da bugün de çok önemli bir yeri vardır; gece bitkiyi satın almak isteyeni boş çeviren eczacı cezalandırılır.</p>
<p>Azak eğirinin Hindistan ve Arabistanda afrodizyak olduğu düşünülür. Madaus Türkistan&#8217;da bitkinin sıcak külde pişirilerek ezilen kökünün öksürüğe ve vereme karşı kullanıldığını, Türklerin ise bulaşıcı hastalıklardan korunmak için bitkinin kökünü çiğnediklerini yazmaktadır.</p>
<p>Tatarlar kökünü içme suyunu dezenfekte etmek için kullanmıştır. Bitkiyi Avrupaya 13. yüzyılda Tatarların getirdiği, Polonya&#8217;da yetiştirmeye başladıkları ileri sürülmektedir. Dioskorides kökünün güçlendirici ve idrar söktürücü özelliklerine değinmiş, akciğer, dalak, göğüs, karaciğer hastalıklarında, karın sancılarında, kramplarda ve bazı göz hastalıklarında kullanmıştır. 17. yüzyıldan sonra yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/azakegiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayva Ağacı, Ayvadana</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/ayva-agaci/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/ayva-agaci/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 09:57:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=881</guid>
		<description><![CDATA[AYVA AGACI CYDONİA OBLONGA MILL Rosaceae Cydonia Vulgaris Pers., Pyrus Cydonia. Girit&#8217;te yetiştirilen ayva Yunanistan&#8217;a adadaki Cydon kentinden geldiği için Cydonia adını almıştır. Ayva sözcüğünün kökeni hakkında pek fazla bir şey bilinmemektedir. Ayva sözcüğü Batı Türklerinin geliştirdiği bir sözcüktür. Anadolu&#8217;daki ayva ve hayva adları da aynı kökenlidir. Anadolu&#8217;da 13. yüzyılda yapılmış olan Ibn Baytar tercümesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYVA AGACI</strong></p>
<p><strong>CYDONİA OBLONGA MILL</strong><br />
Rosaceae Cydonia Vulgaris Pers., Pyrus Cydonia.<br />
<a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Ayva-Ağacı.jpg"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Ayva-Ağacı.jpg" alt="" title="Ayva Ağacı" width="298" height="258" class="alignleft size-full wp-image-907" /></a><br />
Girit&#8217;te yetiştirilen ayva Yunanistan&#8217;a adadaki Cydon kentinden geldiği için Cydonia adını almıştır. Ayva sözcüğünün kökeni hakkında pek fazla bir şey bilinmemektedir. Ayva sözcüğü Batı Türklerinin geliştirdiği bir sözcüktür. </p>
<p>Anadolu&#8217;daki ayva ve hayva adları da aynı kökenlidir. Anadolu&#8217;da 13. yüzyılda yapılmış olan Ibn Baytar tercümesinde de ayva adı kullanılmıştır. Yalnız Kıpçak Türkleri ayvaya kurt diyorlardı. Kaşgarlı Mahmut ise kürtün ayva değil, kayın ağacı olduğunu yazmıştır.</p>
<p>Anavatanı İran, Kafkasların güney e-tekleri ve Ön Asya&#8217;dır. Ayvanın günümüzde tanıdığımız biçimiyle MÖ 2000 yılından beri tanındığı bilinmektedir. Yunanlıların bitkiyi MÖ 7. yüzyıldan beri tanıdığını Solon&#8217;un yazılarından bilmekteyiz. MÖ 5-6. yüzyıllarda çekirdeklerinden elde edilen sümüksü madde ve ishali önleme özelliği de bilinmekteydi.</p>
<p>Hippokrates ayvanın meyvesinin en yararlı ve sağlıklı meyve olduğunu yazmaktadır. Plinius pişirilmiş ayvanın göz iltihaplarında göze sürülmesini önermektedir. Dioskorides meyvenin mideye iyi geldiğini yazmaktadır. Ayrıca ayva şarabından da bahseder. Ayva hoşafı boğaz, mide ve karaciğer hastalıklarında çok iyi bir gıda maddesidir.</p>
<p><strong>Tıbbi Nitelikleri:</strong> Büzücü, yumuşatıcı, peklik verici, iltihap önleyici.</p>
<p>İltihabı önleme ve temizleme niteliği içindeki sümüksü maddeden ve pektinden kaynaklanmaktadır, İçindeki tanen ise ishalde ve yaraların tedavisinde etkili olmaktadır.</p>
<p><strong>Kullanıldığı Yerler:</strong> Anjin, hemoroitler, kolik, aft, beyaz akıntı, çatlaklar, deri kırışıklıkları, soğuk ısırığı, yanıklar. Botanik: 8 m&#8217;ye kadar uzayan ayva, elma ile yakın akrabadır. Yapraklar düz kenarlı, elips biçimlidir ve altları keçe gibi kıllarla örtülüdür. Çiçekler çoğunlukla kırmızımtırak beyazdır. </p>
<p>Çiçekler yapraklar çıktıktan sonra mayıs ve haziran aylarında açarlar. Eylül, ekim aylarında olgunlaşan meyveler altın sarısı renklidir. Üzerleri ince, yumuşak keçemsi kıllarla örtülüdür.</p>
<p><strong>Nelerinden Yararlanılır</strong>: Meyvesinden, meyve çekirdeklerinden, yapraklarından yararlanılır.</p>
<p><strong>Toplanması ve Saklanması</strong>: İklime bağlı olarak eylül ve ekimde iyice olgunlaştıktan sonra toplanır. Serin, kuru yerlerde birbirine değmeyecek ve ezilmeyecek biçimde saklanır.</p>
<p>Yapraklar mayıstan eylüle dek toplanır, ince serilerek gölge ve havadar yerlerde kurutulur. Her yıl yenilenir. Hava geçirmeyen kaplarda saklanır. Çekirdekler meyveler kullanıldıkça toplanıp saklanır.</p>
<p><strong>Kokusu ve Tadı</strong>: Meyvenin kendine has bir kokusu ve hafif büzücü bir tadı vardır.</p>
<p><strong>Kullanma Biçimleri:</strong> İçten ve dıştan uygulanır.</p>
<p><strong>İlaç Olarak Hazırlama Biçimleri:</strong> Sirke, şarap, tentür, su, ayva jelatini, banyo.</p>
<p>Meyvesindeki şeker oranı düşük olduğundan, olgun meyveden taze preslenmiş meyve suyu şekerli suyla inceltilip mayalanarak sirkesi yapılır. Ayva şarabı: Çok küçük parçalara bölünen 100 gr meyve, 1 litre şarapla karıştırılır, 10-15 gün dinlendirilip süzülür.</p>
<p><strong>Tentür:</strong> Taze meyveden preslenen su, aynı ölçüde 70°&#8217;lik alkolle karıştırılır.</p>
<p>Demirli tentürü (Tinctura Ferri Cydoniata) eczanelerden alınabilir.</p>
<p><strong>Ayva jelatini:</strong> (Mucilago Seminum Cydoniorum) 10 g soyulmuş kuru veya taze çekirdek 100 mi suda 12 saat demlenir.</p>
<p>İçindeki Bazı Maddeler: Amigdalin, tanen, yağ, pektin, sümüksü madde, fosforik asit, C vitamini.</p>
<p><strong>REÇETELER</strong></p>
<p><strong>Aft, Ağız Yarası:</strong></p>
<p>Ayva                        çekirdek           100 g</p>
<p>100 g çekirdek soyulur, 500 mi suda 20 dk kaynatılıp süzülür. Ağız günde birçok kere kısa süreyle çalkalanır. Boğaz, Bademcik, Gırtlak İltihabı, Gastrit, Ses Kısıklığı, Öksürük 1 (Dinand): Ayva                               çekirdek 25 g</p>
<p>10 g çekirdek 250 mi suda 10-15 dk kaynatılıp süzülür. Gün boyunca aralıklarla 1 yemek kaşığı içilir. </p>
<p><strong>Boğaz, Bademcik, Gırtlak İltihabı, Gastrit, Ses Kısıklığı, Öksürük 2:</strong></p>
<p>Ayva çekirdeği              jelatin ıoo mi</p>
<p>100 mi jelatin en çok 100 mi suyla karıştırılarak günde birçok kere gargara yapılır.</p>
<p><strong>Cilt Bakımı (Cilt Canlandırıcı):</strong></p>
<p>Bal          süzme 25 mi</p>
<p>Ayva     suyu              25 mi</p>
<p>Karışım çok iyi karıştırılır. Yüze sürülür, 20-30 dk bırakılır. Ilık suyla çok iyi yıkanır. </p>
<p><strong>Dudaklarda, Ellerde, Göğüs Uçlarında Çatlaklar:</strong> Ayva   çekirdek 100 g                            </p>
<p>100 g çekirdek soyulur, 100 mi soğuk suda 12 saat demlenip süzülür. Genellikle günlük ihtiyaçakşamdan suya konur. Çatlak olan yere sürülür. </p>
<p><strong>Göz İltihabı, Göğüs Ucu Çatlak ve İltihapları, Deri Çatlakları:</strong></p>
<p>Ayva jelatini       100 mi</p>
<p>Jelatine batırılan bir tülbent hasta yerin üzerine konur veya bir fırçayla sürülür.</p>
<p><strong>Hemoroit:</strong></p>
<p>Ayva                        çekirdek           100 g</p>
<p>100 g çekirdek soyulur, 50 mi sütte 15 dk kaynatılır. Torbaya doldurulur, hemoroite konur. </p>
<p><strong>İdrar Yolları İltihapları (Böbrek, İdrar Torbası) (Flamm Kroeber):</strong></p>
<p>Ardıç       üzüm 30 g</p>
<p>Kuşburnu      30 g</p>
<p>Ayva     çekirdek 40 g</p>
<p>2 çay kaşığı karışım 250 mi suda 5-10 dk kaynatılıp süzülür. Günde 1-2 çay fincanı içilir. </p>
<p><strong>Kırışıklıklar:</strong></p>
<p>Ayva     çekirdek 50 g</p>
<p>50 g çekirdek soyulur, iyice ezilir, 5 mi su karıştırılır. Yüze sürülür. 20-30 dk bırakılır. ılık suyla yıkanır. </p>
<p><strong>Öksürük, Ses Kısıklığı (Dinand):</strong> Hatmi             şurup            35 mi</p>
<p>Ayva çekirdeği              jelatin           65 mi</p>
<p>Karışım gün boyunca aralıklarla 1 yemek kaşığı içilir. </p>
<p><strong>Yanıklar 1:</strong></p>
<p>Ayva                               çekirdek 50 g</p>
<p>10 g çekirdek soyulur, 200 mi suda 15 dk kaynatılır, eşit ölçüde zeytinyağıyla karıştırılır. Zeytinyağı karıştırılmadan da kullanılabilir. Yanığa günde 2 kere sürülür. </p>
<p><strong>Yanıklar 2:</strong></p>
<p>Ayva çekirdeği     jelatin 100 mi</p>
<p>Sızı azalıp yanık iyileşinceye kadar günde 2-4 kere sürülür.</p>
<p><strong>Kısa Açıklamalar:</strong></p>
<p>• Ayva kansızlığa karşı iyi bir güçlendiricidir.</p>
<p>• Jelatini porselen yapıştırmakta kullanılabilir.</p>
<p>•  Meyve suyu soğuk algınlığında ve öksürükte hastalığın iyileşmesine yardımcıdır.</p>
<p>•  Meyvenin üzerindeki ince yumuşak tüyler hafif kanayan yaraya konduğunda kanama kesilir.</p>
<p><strong>Yan Etkileri:</strong> Önerilen ölçülerde kullanıldığı sürece herhangi bir yan etkisi yoktur. Hamilelik döneminde çayının içilmemesi yerinde olur. Çiçektozları saman nezlesi yapabilir. 5 yaşından küçük çocuklara kesinlikle verilmemelidir.</p>
<p>Artemisia türlerinin çiçektozuna (özellikle ayvadana) alerjisi olanlarda anason, biber, dereotu, hardal, havuç, karabiber, kereviz, kimyon, maydanoz ve papatya, alerjinin ortaya çıkmasına veya şiddetlenmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>Kullanma Biçimleri</strong>: İçten ve dıştan uygulanır.</p>
<p><strong>Bitkiden Yararlanma Yöntemleri:</strong> Çayından, tentürün dervşarabından ve banyosundan yararlanılır. </p>
<p><strong>Tentür:</strong> Kökünden preslenerek elde edilen suyuna 90°&#8217;lik alkol karıştırılır. Günde 5-10 damla içilir. </p>
<p><strong>Toz:</strong> Kurumuş kökler veya çiçekli dallar öğütülerek elde edilir. Sıcak suya veya süte 1 kahve kaşığı karıştırılarak içilir.</p>
<p><strong>Şarap:</strong> 50-60 g kuru bitki veya toz 1 litre kaliteli beyaz şarapta en az 30 gün ara sıra çalkalanarak dinlendirilir. Hemen veya içileceği zaman süzülebilir. Hava geçirmeyen şişelerde ışık görmeyecek biçimde, serin bir yerde saklanır.</p>
<p><strong>İçindeki Bazı Maddeler:</strong> İçerisinde sineol bulunan eterli yağ (çok yüksek ölçüde alındığında zehirlenme yapar), acı maddeler, reçine, tanen, inülin, sümüksü madde. Yapraklarda A, Bı, B2, C vitaminleri.</p>
<p><strong>REÇETELER</strong></p>
<p><strong>Ağız Kokusu(Mide, Bağırsak Bozukluğu Nedenli):</strong></p>
<p>Ayvadana                çiçekli dal           50 g</p>
<p>2 fincan çayı güne bölünerek 2 saatte bir içilir. Reçete kötü kokulu ishallerde de uygulanır.</p>
<p><strong>Ateş Düşürücü:</strong></p>
<p>Ayvadana                çiçekli bitki 50 g</p>
<p>1 çay kaşığı kıyılmış çiçekli bitkiye 150 mi sıcak su eklenir, 3 dk demlenip süzülür, l çay fincanı çay içilir. Ateşin tekrar yükselmemesi için 2 saate bir l tatlı kaşığı içilmeye devam edilir. Çocuklara çay 1 g bitkiden hazırlanır ve 2 saatte bir 1 çay kaşığı verilir.</p>
<p><strong>Cilt Hastalıkları (Kan Dolaşımı Bozukluğundan Kaynaklanan Çıbanlar):</strong></p>
<p>Ayvadana                çiçekli dal           50 g</p>
<p>1 çay kaşığı kıyılmış çiçekli dala 150 mi sıcak su eklenir, 3-4 dk demlenip süzülür. Çıbanlar kuruyuncaya kadar çayla pansuman yapılır.</p>
<p><strong>Geciken, Çok Az Gelen, Kısa Süren Menstrüasyon 1:</strong></p>
<p>Ayvadana                çiçekli dal 50 g</p>
<p>2  çay kaşığı kıyılmış kuru çiçekli dala 150 mi sıcak su eklenir. 2-3 dk demlenip süzülür. </p>
<p>Menstrüasyondan 1 hafta önce başlanarak günde 2 çay fincanı içilir.</p>
<p><strong>Geciken, Çok Az Gelen, Kısa Süren Menstrüasyon 2:</strong></p>
<p>Ayvadana                çiçekli bitki 100 g</p>
<p>100 g çiçekli bitki 4 litre suda 10-15 dk kaynatılıp süzülür. Dayanılabilinecek sıcaklıkta 10-20 dk içerisinde oturulur. Oran değiştirilmemek koşuluyla istenildiği kadar banyo suyu hazırlanabilir.</p>
<p><strong>Mide Bulantısı 1:</strong></p>
<p>Ayvadana                      bitki              50 g</p>
<p>3  g bitkiye 2 çay fincanı sıcak su eklenir, 2-3 dk demlenip süzülür. 2 saatte bir 1 tatlı kaşığı içilir.</p>
<p><strong>Mide Bulantısı 2:</strong></p>
<p>Ayvadana                      tentür 50 mi</p>
<p>1-2 damla suyla karıştırılarak 2 saatte bir içilir.</p>
<p><strong>Romatizma, Gut Hastalığı:</strong></p>
<p>Ayvadana                çiçekli dal 150 g</p>
<p>150 g bitkiye 2 litre kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür, banyo suyuna karıştırılır. 8-20 dk yarım veya tam banyo yapılır.</p>
<p><strong>Safra Kesesi İltihabı:</strong></p>
<p>Ayvadana             çiçekli dal              50 g</p>
<p>2 g kıyılmış çiçekli dala 150 mi kaynar su eklenir, 3 dk demlenip süzülür. Öğle, akşam yemeklerinden önce 1 çay fincanı çayı içilir. Bu reçete hastalığın tedavisine yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Kısa Açıklamalar:</strong></p>
<p>•  Ayvadana Çin&#8217;de anne karnında ters duran çocuğun dönmesini sağlamak için kullanılmaktadır.</p>
<p>•  Bitki tedavi maddesi olarak yerini daha güçlü olan Pelin otuna bırakmaktadır.</p>
<p>•  Kramp giderici olarak kedi otu, ayı gülü, pelin otu çayları karıştırılarak içilebilir.</p>
<p>•  Ahırları böceklerden temizlemek için kuru ayvadana yakılır ve ahır 1 saat kapalı bırakılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/ayva-agaci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayçiçeği</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/aycicegi/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/aycicegi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 09:51:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=878</guid>
		<description><![CDATA[AYÇİÇEĞİ Gündöndü, Günebakan HEÜANTHUS ANNUUS L Gomposîtae Tıbbi Nitelikleri: Ateş ve kolesterol düşürücü. Kullanıldığı Yerler: Damar sertliği, ateş, akciğer şişmeleri, kolesterol, yüksek tansiyon, sinir bozukluğu. Yağında yüksek oranda bulunan lesitin nedeniyle karaciğer, safra kesesi ve sinir sistemi metabolizması için büyük değer taşımaktadır. Ayçiçeği yağı balgam söktürücü olduğundan bronşit, öksürük, nezle ve ses kısıklığında kullanılır. Ayçiçeği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYÇİÇEĞİ</strong></p>
<p><strong>Gündöndü, Günebakan</strong></p>
<p>HEÜANTHUS ANNUUS L Gomposîtae<br />
<a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Aycicegi.jpg"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Aycicegi-300x300.jpg" alt="" title="Aycicegi" width="300" height="330" class="alignleft size-medium wp-image-911" /></a></p>
<p><strong>Tıbbi Nitelikleri: </strong>Ateş ve kolesterol düşürücü.</p>
<p><strong>Kullanıldığı Yerler</strong>: Damar sertliği, ateş, akciğer şişmeleri, kolesterol, yüksek tansiyon, sinir bozukluğu. Yağında yüksek oranda bulunan lesitin nedeniyle karaciğer, safra kesesi ve sinir sistemi metabolizması için büyük değer taşımaktadır. Ayçiçeği yağı balgam söktürücü olduğundan bronşit, öksürük, nezle ve ses kısıklığında kullanılır. Ayçiçeği yağı felç ve kalp hastalığı tedavisinde iyi bir yardımcıdır. Ayrıca şeker hastalarına da önerilmektedir.</p>
<p>Yağı hafif peklik giderici ve güçlü bir idrar söktürücüdür. Çocuklarda sağlıklı ve sağlam dişlerin çıkmasına yardımcı olduğu ileri sürülmektedir. Deri bakımında ve masaj yağı olarak da yararlanılmaktadır. 1 yemek kaşığı ayçiçeği yağının 15-20 dakika yutulmadan, düzenli olarak ağızda emilmesi, çalkalanması, dişlerin arasından basınçla geçirilmesi şeklinde yapılan kür, ağız epitel dokusu üzerinden kan dolaşımını uyararak vücudun boşaltımının güçlenmesini sağlamakta ve vücudu toksinlerden temizlemektedir. Yapılan araştırmalar bu kürün insanların %80&#8242;i üzerinde olumlu etki yaptığını göstermektedir. </p>
<p>Yağ kürü kronik kan hastalıkları, akciğer, karaciğer ve mide fonksiyon bozuklukları, sinir zayıflığı, damar sertliği, böbrek hastalıkları, egzama, diş ağrısı, diş taşı, diş etleri iltihapları, eklem şikâyetleri, sistit, kansızlık, romatizma, solunum organları hastalıkları, tromboz, uykusuzluk, yorgunluk ve bazı iltihaplı hastalıklarda önerilmektedir. Ayrıca yağ kürünün hastalıklara karşı direnci artırdığı ileri sürülmektedir.</p>
<p><strong>Kürün Uygulaması:</strong> İlki sabah aç karnına dişleri yıkamadan, ikincisi öğle yemeğinden sonra, üçüncüsü yatmadan önce olmak üzere günde 3 kere 1 yemek kaşığı yağ ağza alınır, 20 dk süreyle tazyikle dişlerin arasından geçirilir, emilir, çalkalanır, tükürülür. </p>
<p>Ağız sıcak suyla çalkalanır. Yağ kesinlikle yutulmamalıdır. Yağ kürü 3, 6, 12 ay veya daha uzun süre yapılmalıdır. Yağ kürü yapılırken ağızdaki tüm çıkabilen köprü veya takma dişlerin çıkarılması gerekir.</p>
<p>Ayçiçeği yağı yerine susam yağı, zeytinyağı veya badem yağı gibi kaliteli bir çiçek yağı kullanılabilir.</p>
<p><strong>Dikkat:</strong> Yağ kürüne başladıktan kısa bir süre sonra şikâyetleriniz artabilir, ancak bu yağ kürünün <strong>olumlu </strong>etki yapmaya başladığını gösterir.</p>
<p><strong>Ayçiçeği tohumu yemek saç ve tırnaklar için faydalıdır.</strong></p>
<p><strong>Botanik Özellikleri:</strong> Bileşikgiller (Compositae) ailesinin en büyük çiçekli bitkisidir. Boyu 3-4 m&#8217;ye, gövdesi bilek kalınlığına ulaşabilen bir yıllık bitkidir. Güçlü gövdesinin içi özlüdür. Üçgenimsi olan yapraklarının uçları sivri, üzerleri kaba kıllarla örtülü ve saplıdır. </p>
<p>Çiçeklerin çapı 40 cm&#8217;e kadar ulaşabilir. Çiçeğin ortasında boru biçimli yüzlerce çiçek sıralanmıştır. Kenarda 10 cm&#8217;e ulaşabilen parlak, sarı, dil biçimli çiçek yaprakları vardır. Haziran sonundan eylüle kadar çiçek açar.</p>
<p><strong>Nelerinden Yararlanılır: </strong>Çiçek yapraklarından, meyvesinden ve tohumundan.</p>
<p><strong>Toplanması ve Saklanması: </strong>Çiçek yaprakları, tarımı yapılan çiçeklerden toplanır. İnce serilerek gölge, havadar yerlerde süratle kurutulur. Yağı ayçiçeği yağı fabrikalarında tohumundan preslenir.</p>
<p><strong>Kokusu ve Tadı: </strong>Meyvesinin kokusu zayıf ve tadı yağımsıdır.</p>
<p><strong>Yan Etkileri: </strong>Ayçiçeği yapraklarının bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Toplayanlarda alerji yapabilir.</p>
<p><strong>Kullanma Biçimleri: </strong>İçten ve dıştan uygulanır.</p>
<p><strong>Bitkiden Yararlanma Yöntemleri: </strong>Çayından, tentüründen, yağından yararlanılabilir.</p>
<p><strong>Tentür: </strong>Birçok biçimde hazırlanır. 100 g kıyılmış taze çiçek yaprağı 70°&#8217;lik 1 litre alkolde 20 gün dinlendirilir, preslenerek süzülür. Çiçeğe yakın olan sap da kıyılarak karıştırılabilir. Tenrüründen, sıtma hastalığı tedavisinde de yararlanılmaktadır ancak bu amaç için bir doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Üşütme nedenli hastalıklarda tentür yarı yarıya ıhlamur ile karıştırılabilir.</p>
<p><strong>Tentür doktora danışmadan kullanılmamalıdır.</strong></p>
<p><strong>Yağ: </strong>Soyulmuş ayçiçeği tohumundan soğuk preslemeyle (40-45°C arasında) %47 yağ elde edilir. İçinde %12 doymuş yağ asidi, %23 doymamış yağ asidi, %65 çok kere doymamış yağ asidi ve yüksek oranda lesitin vardır. </p>
<p>Yağın doğal rengi açık sarıdan koyu sarıya kadar değişir. Tadı fındığa benzer. Linoleik asit oranı az olduğundan ışık geçirmeyen koyu şişelerde saklanmalıdır. Serin ve karanlık yerlerde içindeki E vitamini değerim kaybetmeden uzun süre saklanabilir.</p>
<p><strong>İçindeki Bazı Maddeler: </strong>Çiçek yapraklarında antokyan glikozit, betain, kolin, flavon glikozit, ksantofil. Tohumunda yüksek oranda doymamış yağlar ve yağın içinde albümin, karotenoid, lesitin, E vitamini.</p>
<p><strong>REÇETELER </strong></p>
<p><strong>Amfizem (Das Beste):</strong></p>
<p>Ayçiçeği      bitki     100 g</p>
<p>Alkol      60°&#8217;lik 200 mi</p>
<p>Karışım bir şişeye konur, 4 saat güneşte dinlendirilip süzülür. Hava geçirmeyen bir kapta karanlıkta 8 gün daha dinlendirilir ve içine 1 litre kaliteli beyaz şarap karıştırılır. 2 yemek kaşığı sabah aç karnına olmak üzere, günde 4 yemek kaşığı içilir.</p>
<p><strong>Ateş Düşürücü (Das Beste):</strong></p>
<p>Ayçiçeği    kuru yaprak     5 g</p>
<p>Alkol     50-60°     50 mi</p>
<p>Karışım 10 gün alkolde dinlendirilip süzülür. Hava geçirmeyen koyu renkli bir şişeye doldurulur. 1 su bardağı suya 20 damla damlatılarak içilir. Gerekirse 3 saat sonra tekrar içilebilir.</p>
<p><strong>Grip, Şiddetli Nezle, Sistit: </strong></p>
<p>Ayçiçeği    kuru çiçek yaprağı 50 g</p>
<p>5 g kuru çiçek yaprağına 150 mi kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 2-3 çay fincanı sıcak olarak yudum yudum içilir. Balla tatlandırılabilir. </p>
<p><strong>Kramp Çözücü, Yatıştırıcı: </strong></p>
<p>Ayçiçeği     tohum 50 g</p>
<p>20 g tohum tavada hafifçe kavrulur, toz durumuna getirilir ve <strong>ı </strong>litre suda 5 dk kaynatılır, soğumaya bırakılır ve süzülür. Günde 2 çay fincanı içilir. <strong></strong></p>
<p><strong>Masaj Yağı (Bel Ağrısı, Kas Krampları, Lumbago): </strong></p>
<p>Ayçiçeği yağı      100 mi</p>
<p>Aspiryağı     50 mi</p>
<p>Zeytinyağı      50 mi</p>
<p>Birkaç damla eterli yağ (gül, papatya veya lavanta). Karışım bir kaba konarak mikserle çok iyi çırpılır ve koyu renkli bir şişeye konur. Ağrıyan yer her gün birkaç kere masajlanabilir. Ağrı uzun süre devam ederse bir doktora gidilmelidir.</p>
<p><strong>Kısa Açıklamalar:</strong></p>
<p>•  Damar sertliğine karşı ve önleyici olarak mutfakta ayçiçeği yağı kullanılması önerilmektedir.</p>
<p>•  Yüksek tansiyonu düşürmek amacıyla yapılan diyetlerde ayçiçeği yağı kullanılması önerilmektedir.</p>
<p>•  Yapraklar ve gövde hayvan yemi olarak kullanılır.</p>
<p>• Yatmadan önce yağma birkaç damla eterli yağ katılarak yapılan ayak masajı, yorgun ve terleyen ayakları rahatlatır.</p>
<p><strong>Ayçiçeğinin Tarihçesi ve Anavatanı</strong></p>
<p>Linne&#8217;nin koyduğu Helianthus adı Yunanca helios (güneş) ve anthos (çiçek) sözcükleri kökenlidir. <em>Annuus bitkinin bir yıllık olduğunu göstermektedir. Anavatanı Amerika kıtasının tropik bölgesidir. Ülkemizde geniş çapta tarımı yapılır.</p>
<p>Amerika kıtasının keşfinden yüzyıllar önce Amerika&#8217;nın yerli halkı ayçiçeğinin tarımını yapıyor, tohumundan çıkardığı yağı kozmetik ve gıda maddesi olarak kullanıyordu. Yapılan araştırmalar ayçiçeğinin Amerika&#8217;nın kuzeyinde günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce tanındığını göstermektedir.</p>
<p>Bitkiyi Avrupa&#8217;ya 1569 yılında İspanyollar getirmiştir. Ayçiçeği 19. yüzyıla kadar bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmiştir. Çin&#8217;de yaklaşık 200-300 yıl önce ilaç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Kökünden, sapından, gövdesinin içindeki özden, çiçeğinden, çiçek tabanından ve yapraklarından yararlanılmaya başlanmıştır. Kulak çınlamaları, yüksek tansiyon, kanlı idrar ve ödem için kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/aycicegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayak Otu</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/ayak-otu/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/ayak-otu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 09:48:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[AYAK OTU Kındıra, Nemse Saparnası CAREX ARENÂRIA L Cyperaceae Carex repens Schleich. Carex sözcüğünün carare (tırmalamak) veya cheiro (kesmek) sözcüğü kökenli olduğu sanılmaktadır. Arenana ise kumda yetişen anlamına gelmektedir. Anavatanı Avrupa, Ön Asya, Sibirya, Kuzey Amerika kıyılarıdır. Avrupa&#8217;ya dışarıdan geldiği için pahalı olan ve frengi tedavisinde kullanılan Smilax Ornata Hook kökü yerine 1754&#8242;de kullanılmaya başlandı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYAK OTU</strong></p>
<p>Kındıra, Nemse Saparnası</p>
<p><strong>CAREX ARENÂRIA L</strong><br />
<a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Ayak-Otu.gif"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Ayak-Otu-266x300.gif" alt="" title="Ayak-Otu" width="300" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-918" /></a><br />
Cyperaceae Carex repens Schleich.</p>
<p>Carex sözcüğünün carare (tırmalamak) veya cheiro </em>(kesmek) sözcüğü kökenli olduğu sanılmaktadır. Arenana ise kumda yetişen anlamına gelmektedir.</p>
<p>Anavatanı Avrupa, Ön Asya, Sibirya, Kuzey Amerika kıyılarıdır.</p>
<p>Avrupa&#8217;ya dışarıdan geldiği için pahalı olan ve frengi tedavisinde kullanılan Smilax Ornata Hook kökü yerine 1754&#8242;de kullanılmaya başlandı. Leclerc idrar söktürücü, terletici özellikleri yüzünden çayını gut hastalığında kullanmanın yararlı olduğunu yazmaktadır.</p>
<p><strong>Tıbbi Nitelikleri:</strong> İdrar söktürücü, kan temizleyici.</p>
<p><strong>Kullanıldığı Yerler:</strong> Kronik cilt hastalıkları, gut hastalığı, romatizma, gaz şişkinlikleri, kolik, mide ve bağırsak iltihapları, kronik peklik, sinüzit. </p>
<p><strong>Botanik:</strong> Kumlu topraklarda, kumullarda yetişir. Çok yıllık bitkinin kökü, toprak yüzüne paralel olarak 10 m&#8217;ye yakın uzar, aralıklarla filiz verir, çapı yaklaşık 2 mm&#8217;dir. Üç köşeli gövde 15-30 cm&#8217;dir. Yapraklar ince uzun, kenarları keskin ve olukludur. Gövdenin ucunda mayıs ve haziranda çiçekleri açar.</p>
<p><strong>Nelerinden Yararlanılır:</strong> Kökünden yararlanılır.</p>
<p><strong>Toplanması ve Saklanması</strong>: Baharda sürgün vermeden kökler topraktan çıkarılıp temizlenir, 10-15 cm boyunda kesilir. Asılarak veya ince serilerek gölgede kurutulur. Biraz nemli kalsa da süratle küflendiğinden tekrar 35-40°C&#8217;de fırında da kurutulmalıdır. Kıyılarak hava geçirmeyen kaplarda kuru yerde saklanır.</p>
<p><strong>Kokusu ve Tadı</strong>: Taze kökün aromalı, terebentine benzer bir kokusu vardır. Kuruyunca kokusuzdur. Önceleri tatlı sonra hafif acılaşan bir tadı vardır.</p>
<p><strong>Yan Etkileri:</strong> Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. İçindeki saponin nedeniyle akut böbrek iltihabı olanlar kullanmamalıdır.</p>
<p><strong>Kullanma Biçimleri:</strong> İçten uygulanır. </p>
<p><strong>Bitkiden Yararlanma Yöntemleri:</strong> </p>
<p><strong>Çay:</strong> 2 çay kaşığı kök 250 mi soğuk suda 8 saat demlenir, kaynama noktasına dek ısıtılır, 10-15 dk daha demlenip süzülür. Taze kökten 1 çay kaşığı kullanılır. Günde 2-3 çay fincanı içilir.</p>
<p><strong>İçindeki Bazı Maddeler</strong>: Saponin, tanen, nişasta, glikozit, silisik asit, reçine ve kökte az eterli yağ.</p>
<p><strong>REÇETELER</strong></p>
<p><strong>Deri İltihapları, Damar İltihabı:</strong></p>
<p>Ayak otu       kök     60 g</p>
<p>60 g kök 750 mi suda su yarıya ininceye kadar kaynatılıp süzülür. Günde birçok kez 1 çay fincanı içilir. </p>
<p><strong>Deri Veremi:</strong></p>
<p>Ayak otu                      kök              60 g</p>
<p>60 g kök 500 mi suda 15 dk kaynatılır, 10 dk demlenip süzülür. Günde 2 fincan yemek saatleri arasında içilir. </p>
<p><strong>Lenf Bezleri İltihabı (Enfeksiyon Nedenli): </strong>Civanperçemi              bitki             30 g</p>
<p>Ayak otu                     kök              30 g</p>
<p>3 yemek kaşığı karışıma 500 mi sıcak su eklenir, 20 dk demlenip süzülür, ilki sabah aç karnına olmak üzere günde 3 çay fincanı içilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/ayak-otu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avokado Amerikan Armudu</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/avokado/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/avokado/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 09:46:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=873</guid>
		<description><![CDATA[AVOKADO, (Amerikan Armudu) PERSEA AMERICANE, Lauraceae Persea Gratissîma, Persea Leiogyna Tıbbi Nitelikleri: Alyuvarların üretimini artırır, belleği güçlendirir, emziren anneler için ideal protein kaynağıdır, kolesterolü düşürür (dolaylı olarak kalp ve dolaşım hastalıklarının tedavisinde de yararlı olmaktadır), konsantrasyonu artırır, menstrüasyon şikâyetlerini azaltır, midede proteinlerin daha iyi sindirilmesini sağlar, zayıflamayı destekler. Avokadodaki protein özellikle vücudumuzda üretilmeyen ve dışarıdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AVOKADO, (Amerikan Armudu)</strong></p>
<p><strong>PERSEA AMERICANE,</strong> Lauraceae Persea Gratissîma, Persea Leiogyna</p>
<p><strong>Tıbbi Nitelikleri:</strong> Alyuvarların üretimini artırır, belleği güçlendirir, emziren anneler için ideal protein kaynağıdır, kolesterolü düşürür (dolaylı olarak kalp ve dolaşım hastalıklarının tedavisinde de yararlı olmaktadır), konsantrasyonu artırır, menstrüasyon şikâyetlerini azaltır, midede proteinlerin daha iyi sindirilmesini sağlar, zayıflamayı destekler.<br />
<div id="attachment_921" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Avokado-Avocado.jpg"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Avokado-Avocado-300x240.jpg" alt="" title="Avokado, Avocado" width="300" height="290" class="size-medium wp-image-921" /></a><p class="wp-caption-text">Avokado, Avocado</p></div><br />
Avokadodaki protein özellikle vücudumuzda üretilmeyen ve dışarıdan almamız gereken aminoasitler yönünden zengindir. İnsan vücudunun 1 hayvani proteine karşılık 3 bitkisel proteine ihtiyacı vardır. Bu nedenle avokado sağlığımız için önemli bir meyvedir.</p>
<p>Avokadodaki şeker kandaki şekeri yavaş ve çok az yükseltir. Bu nedenle şeker hastaları rahatlıkla yiyebilirler.</p>
<p>Avokadoda bulunan lifli maddeler pekliğin giderilmesinde önemli rol oynamaktadır. Ancak lifli maddelerden yararlanabilmek için bol su içmek gerekir. Lifli maddeler vücutta biriken toksinlerin atılmasına da yardımcı olur.</p>
<p>Avokado doymamış yağlar yönünden çok zengindir. Bu nedenle kalp ve kan dolaşımı hastalıkları tedavisinde yardımcı olmaktadır. Avokadoda yüksek oranda bulunan fitosterin, dikkate değer kolesterol düşürücü etkisi olan bir maddedir.</p>
<p>Yapılan araştırmalar avokadoda bulunan glutatyon maddesinin, ağız ve gırtlak kanserine karşı korucu olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Multivitamin tabletleri yerine günde yarım avokado yemek yeterlidir. Bu yöntemle vücudun ihtiyacı doğal olarak karşılanmış olur. Avokado en yüksek K vitamini değerlerine sahip olan meyvelerdendir. Avokadoda bulunan özel bir karbonhidrat türü sinir ve beyin hücrelerinin daha iyi beslenmesini sağlamaktadır.</p>
<p>Bunun sonucu olarak da insanlar kendilerini daha uyanık ve canlı hissetmektedirler. Her gün yenen bir avokado konsantrasyonu da artırmaktadır. Avokado sinirler için önemli bir madde olan lesitin yönünden de zengindir.</p>
<p>Avokadoda uyku hormonu üretiminde gerekli olan triptofan aminoasidi bulunmaktadır. Geceleri bu maddeden, uyku hormonu olan melatonin üretilir. Melatonin sakin ve rahat bir uyku için gereklidir. Uykusuzluktan,, rahat, sakin ve derin uyuyamamaktan şikâyeti olanlara yatmadan kısa bir süre önce bir avokado yemeleri önerilmektedir. (100 g avokadoda 221 kcal / 932 kj kalori vardır).</p>
<p>Avokadoda sindirimi düzenleyen birçok madde bulunmaktadır. Midesi asit yapanlara avokado yemesi önerilmektedir, içindeki kremsi madde mide duvarlarını dış etkenlere karşı korumaktadır. Doğum kontrol hapları vücuttaki Bu vitaminin azalmasına neden olmaktadır. Bu azalma aminoasit ve şeker metabolizmasında bozukluklarda neden olur.</p>
<p>B6 vitamini eksikliği menopozda sinir bozukluğuna ve uykusuzluğa, menstrüasyondan önce ellerde, bacaklarda ve karında su toplanmasına neden olmaktadır. Hatta menstrüasyonun başlamasından birkaç gün öncesinde vücut ağırlığı 2 kg artabilir. Bu durumda düzenli olarak avokado yenmesi önerilmektedir. Ezilmiş bir avokado meyvesinin yaklaşık 50 g karidesle karıştırılarak yenmesinin büyük yararı vardır.</p>
<p>Kullanıldığı Yerler: Bitkinlik, konsantrasyon zayıflığı, yorgunluk, mide asidi fazlalığı, mineral ve vitamin eksikliği, uykusuzluk.</p>
<p>Botanik: Avokado ağacı günümüzde tropik iklim özellikleri gösteren tüm bölgelerde yetiştirilmektedir. Ülkemizde Akdeniz kıyılarında özellikle Mersin&#8217;de yetiştirilmektedir. 400&#8242;e yakın türü vardır. Avokado ağacının boyu 15-20 m arasında değişmektedir, ancak büyük tarımsal işletmelerde avokado ağacı sürekli budanarak boyunun 8-10 m arasında kalması sağlanır. Sürekli yeşil olan bitki çiçek açtıktan sonra yapraklarının büyük bir bölümünü döker.</p>
<p>Yapraklar uzunca elips biçimlidir. Boylan 15-18 cm arasındadır. Üst tarafları parlak altları ise beyazımsıdır. Yeşilimsi beyaz çiçeklerin çapı 1 cm&#8217;dir. Çiçeklerde erkek ve dişi organlar bir aradadır, ancak aynı zamanda döllenme olgunluğuna sahip değillerdir.</p>
<p>Çiçekler ilk açtıklarında 2-3 saat açık kalırlar. Bu süre içinde dişi organlar diğer çiçeklerden gelen çiçek tozlarıyla döllenir ve ertesi güne kadar kapalı kalır. Ertesi gün açan çiçeklerin erkek organları olgunlaştığından böcekler aracılığıyla diğer çiçeklerin dişi organlarını döllerler.</p>
<p>Çiçek açma yönünden avokado ikiye ayrılır; çiçekleri sabah açıp döllenenler, öğleden sonra açıp döllenenler. Döllenmede en iyi sonucu alabilmek için büyük yetiştirme çiftliklerinde her iki tip bir arada yetiştirilir. Meyvelerin ağırlıkları nedeniyle dalların kırılmasını önlemek için genellikle meyveler seyrekleştirilir.</p>
<p>Meyve kabuğu avokadonun türüne göre kalın, ince, düz, derimsi, pütürlü veya nar gibidir. Meyvelerin rengi yeşil veya siyaha yakın erguvan olabilir. Meyvelerin ağırlıkları ise 150 g ile 1 kg arasında değişir, ancak pazarlanan meyvelerin ağırlığı 400 g&#8217;ı geçmez.</p>
<p>Meyvenin sapı mantar ve küften korunması için bir süre üzerinde bırakılır. Eğer meyve sapı meyvenin üzerinde kalırsa, meyve daha iyi olgunlaşır. Çok büyük meyveler yeni fideler üretmekte kullanılır.</p>
<p>Avokado üç gruba ayrılır:</p>
<p>•  Meksika yüksek arazi tipi: Yaprakları anasonu andıran bir koku verir. Çiçekler kıllıdır. Küçük ve orta büyüklükte olan meyveler ince kabuklu ve güçlü aromalıdır. Ağaç diğer türlere oranla soğuğa daha dayanıklıdır. -3°C&#8217;ye kadar dayandığı görülür. Bu nedenle subtropik. iklimli Akdeniz ülkelerinde yetiştirilmeye elverişlidir.</p>
<p>•  Guatemala tipi: Yapraklar kokusuzdur. Çiçekler kılsızdır. Orta büyüklükteki meyvelerin kabukları kalın, iri pütürlü ve yara izlidir. Tohumlar oldukça küçük ve meyve eti sertçedir. Meyveler oldukça yavaş olgunlaşır. Bu tipin gelişebilmesi için yarı tropik iklime ihtiyacı vardır.</p>
<p>•  Batı Hindistan tipi (Antil tipi de denir): Bu tip soğuğa en az dayanıklı olanıdır. Nemli iklimde ve oldukça tuzlu topraklarda yetişir. Yapraklar kokusuzdur. Meyveler oldukça büyüktür. Meyve kabuğu düz, ince ve sağlamdır. Çekirdekleri diğer avokado türlerine oranla oldukça büyüktür. Bu türün ticari önemi olan hibritleri vardır.</p>
<p>Nelerinden Yararlanılır: Meyvesinden, taze, kuru yapraklarından ve yağından yararlanılır.</p>
<p>Toplanması ve Saklanması: Meyve ağaçtan, ağaç olgunluğu diye adlandırılan olgunluğa gelince toplanır. Meyve olgunlaştığında eti ekmeğe sürülebilir yumuşaklıkta fildişi rengi veya çok açık yeşildir. Meyve hemen kullanılmak istenmiyorsa, tam olgunlaşmamış meyve alınmalıdır.</p>
<p>Olgunlaşmamış meyve oda sıcaklığında olgunlaşır. Olgunlaşmış meyve parmakla hafifçe basıldığında hemen çöker. Meyvenin olgunlaşmasını hızlandırmak için, meyve olgun bir elmayla bir kâğıt torbaya konarak oda sıcaklığında saklanır. Genellikle 1-3 gün arasında olgunlaşır. Yarım meyve saklanmak istenirse soyulmamak, kesilen yer limonla ovulmak ve streç filme sarılarak buzdolabına konulmalıdır.</p>
<p>Olgunlaşmamış meyve soğuğa karşı dayanıklıdır. Batı Hindistan&#8217;da yetişen türler 12°C&#8217;den aşağıda saklanamazlar. Tam olmuş meyve buzdolabında 5°C&#8217;de 1 hafta saklanabilir. Eğer buzdolabının biyo bölmesi varsa 10 gün kadar saklanabilir.</p>
<p>Meyve dondurulmaya pek elverişli değildir, ancak olgun meyve limonla karıştırılıp püre durumuna getirildikten sonra hava geçirmeyen bir kaba ağzına kadar doldurulup dondurucuda saklanabilir. Dondurucudan çıkarılan pürenin buzu çözülüp açılan kabın üzerindeki kararmış tabaka atıldıktan sonra kullanılabilir.</p>
<p>Uzun süre olgunlaşmaya bırakılan meyvenin üzerinde bazen keskin kenarlı siyah lekeler oluşur. Bu bir mantar enfeksiyonudur. Antraknose olarak adlandırılır. Meyveyi bu hastalıktan korumak için I2°c&#8217;nin altında olgunlaşması sağlanmalıdır. Bu mantar enfeksiyonu 6 °C&#8217;de gelişmez.</p>
<p>Kokusu ve Tadı: Fındığı andıran bir aroması vardır.</p>
<p>Yan Etkileri: Lateks alerjisi olanlar genellikle avokadoya karşı duyarlıdırlar.</p>
<p>Evde hazırlanan maskeler önce kol dirseği gibi daha az duyarlı olan yerlere sürülerek alerji yapıp yapmadığı denenmelidir. 15 dk içerisinde herhangi bir alerjik etki yapmazsa rahatlıkla kullanılabilir. Doğal kozmetikler bazı insanlarda alerjiye neden olmaktadır.</p>
<p>Avokado meyve eti veya yağıyla evde hazırlanan kozmetikler 1-2 günden daha uzun süre dayanmazlar. Kozmetiğin, kullanılacağı zaman günlük ihtiyaç kadar hazırlanması doğru olur.</p>
<p>İnsanlar için çok yararlı olan avokado meyvesinin ve çekirdeğinin hayvanları niçin zehirlediği bilinememektedir.</p>
<p>Kullanma Biçimleri: İçten ve dıştan uygulanır.</p>
<p>Bitkiden Yararlanma Yöntemleri: Meyve genellikle çiğ olarak yenir. Çok ender olarak bazı türleri ısıtılmaya elverişlidir. Uzun süre sıcak tutulduğunda veya pişirildiğinde acılaşabilir.</p>
<p>Meyve iyice olgunlaştıktan sonra yenir veya kozmetik olarak kullanılır.</p>
<p>Avokado yağı: Avokado yağı olgun ve kaliteli meyve etinden soğuk presleme yöntemiyle elde edilmektedir. Açık soluk yeşil renklidir. Kozmetik imalatında ve tedavi amaçlı kullanılır. Avokado yağı mineraller, mineral izleri, özellikle A, B, D, E, K vitaminleri ve folik asit yönünden zengindir. Yağın ayrıca ultraviole ışınlara ve mikroplara karşı koruyucu özelliği de vardır.</p>
<p>Yağın tedavi gücü de yüksektir. Çatlak deriler, deri üzerinde oluşan pullu cilt hastalıkları ve derideki boynuzumsu sertleşmeler için kullanılır. Avokado yağı insan derisindeki doğal yağla benzerlikler gösterir. Bu özelliği nedeniyle deri tarafından kolaylıkla emilmekte ve güzellik reçetelerinin ana maddesini oluşturmaktadır.</p>
<p>Yaşlanan derideki kırışıkların oluşmasını önleyen güçlü bir maddedir; içerdiği yüksek orandaki E vitamini deriyi serbest radikallere karşı korur ve derinin yaşlanma sürecini yavaşlatır. Avokado yağı kuru ve çatlak derinin kısa sürede tekrar elastikleşmesini ve canlanmasını sağlar.</p>
<p>Uzun süre avokado yağı içilerek yapılan tedavi kürleri sonunda çeşitli skleorederminlerin (bağ doku hastalıkları) iyileştikleri görülmüştür. Avokado yağı avokado tarımı yapılan ülkelerde yemek yağı ve kozmetik olarak çok eskiden beri kullanılmaktadır. Bu ülkelerde yağdan özellikle parazitlerin neden olduğu hastalıkların ve ekzamanın tedavisinde yararlanılmaktadır.</p>
<p>Avokado yağı kozmetik olarak içindeki sabunlaşmayan yağlar nedeniyle değerlidir. Sabunlaşmayan yağlar deriye nem vermekte ve nemi bağlayarak derinin nemini kaybetmesini önlemektedir. Sabunlaşmayan yağ oranı avokado türüne göre %2-4 arasında değişmektedir. Sabunlaşmayan yağlardaki fitosterin, avokado yağının deride yayılmasını ve deri tarafından kolaylıkla emilmesini sağlamaktadır.</p>
<p>İçindeki Bazı Maddeler: 100 g avokado meyve etinde 66 g su, 1,9 g protein, 25,3 g yağ, 6,7 g karbonhidrat, 6,3 g lifli madde, mineraller [225 ug bakır, 600 ug demir, 38 mg fosfor, 10 mg kalsiyum, 30 mg magnezyum, 180 ug manganez, 500 mg potasyum], vitaminler [12 ug betakaroten, 13 mg C, 5 ug D, 1,3 mg E, 20,33 ug K, 80 ug Bı , 150 ug B2, 1,1 mg B3, 1,1 mg B5, 530 ug B6,10 ug biotin, 30 ug folik asit].</p>
<p>REÇETELER</p>
<p>İshal:</p>
<p>Avokado             çekirdek                 1 adet</p>
<p>Sinirli ot             yaprak                 50 g</p>
<p>Çekirdek bir tavada, yavaş ateşte çok iyi kurutulur, ince rendelenir ve kıyılmış sinirli otla karıştırılır. 1 çay kaşığı karışım 200 mi suda kaynatılıp süzülür. Duruma göre günde 1-3 çay fincanı içilir.</p>
<p>Yüz Maskesi (Güzellik Maskesi) 1: Muz ve Avokado</p>
<p>Olgun bir avokado meyvesi soyulup çekirdeği çıkarıldıktan sonra ezilir. Olgun bir muz da soyulur ve ezilir. Ezilen iki meyve eşit oranda birbirine karıştırıldıktan sonra içine l yemek kaşığı yağlı süt de eklenerek krem durumuna gelinceye kadar karıştırılır. Elde edilen karışım yüze ve gerdana geniş ve yumuşak bir fırçayla sürülür, 15 dk sonra yüz pamukla silinir, ılık suyla yıkanır ve bastırılmadan kurulanır. Bu reçete kuru ciltler için sadece avka-doyla da yapılabilir.</p>
<p>Yüz Maskesi 2:</p>
<p>Limon                                              ı adet</p>
<p>Yumurta                                          l adet</p>
<p>Avokado                     meyve           1 adet</p>
<p>50 g meyveye 1 yumurta sarısı ve 1 çay kaşığı limon suyu eklenerek krem kıvamına gelinceye kadar ezilir ve bir mikserle karıştırılır. Elde edilen krem geniş ve yumuşak bir fırçayla yüze sürülür, yaklaşık 20 dk sonra yüz ılık suyla yıkanır ve bastırılmadan hafifçe kurulanır.</p>
<p>Yüz Maskesi 3 (Kuru Deri): Bal                             süzme 10 mi</p>
<p>Kaymak                                         10 g</p>
<p>Avokado                     meyve           l adet</p>
<p>Avokado soyulup ezildikten sonra yarım çay kaşığı bal ve 1 çay kaşığı kaymakla çok iyi karıştırılır. Karışım geniş ve yumuşak bir fırçayla yüze sürülür, 20-30 dk sonra ılık suyla yıkanır ve yüz bastırılmadan hafifçe kurulanır.</p>
<p>Yüz maskesi olarak hazırlanan karışımlar kullanılmadan önce dikkat edilecek noktalar:</p>
<p>1.  Yüz ve gerdan çok iyi temizlenmeli ve sıcak pansuman yapılmalıdır.</p>
<p>2. Maske yüze yumuşak, geniş bir fırça ile sürülmelidir.</p>
<p>3.  Maske dudaklara ve gözlere sürülmemelidir. Gözlere civanperçemi, papatya, rezene çayına veya salatalık suyuna batırılmış yarı ıslak pamuk konabilir.</p>
<p>4.  Maske çeneden veya gerdandan başlanarak yanaklara ve sonra alna sürülmelidir.</p>
<p>5.  Maske sürüldükten sonra yatarak istirahat edilmelidir. Bu, maskenin etkisini artırır.</p>
<p>6.  Maske önce pamukla veya tülbentle silinmeli, yüz veya gerdan ılık suyla iyice yıkandıktan sonra bastırmadan yumuşak bir havluyla kurulanmalıdır.</p>
<p>Saçları Canlandırıcı:</p>
<p>Avokado          meyve                       1 adet</p>
<p>Zeytinyağı soğuk preslenmiş 50 mi 100 g avokado meyve eti ezilir, 20 mi zeytinyağıyla krem kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Krem saçın uzunluğuna göre hazırlanır. Krem saç diplerine hafifçe masaj-lanarak sürüldükten sonra tüm saça dağıtılır. 20 dk sonra saçlar ılık suyla çok iyi yıkanır.</p>
<p>Kısa Açıklamalar:</p>
<p>•  Avokadonun beyaz ekmeğe tereyağı gibi sürülerek yenilmesi önerilmektedir.</p>
<p>•  Soyulmuş bir avokado meyvesi çok iyi ezildikten sonra 10 mi limon suyuyla karıştırılır, içine tuz ve biber eklendikten sonra hafif kızartılmış ekmeğin üzerine sürülür.</p>
<p>•  Birçok yazar avokadoyu yenebilen güzellik olarak değerlendirmektedir. Sürekli avokado yiyenlerin ciltlerinin pürüzsüz ve canlı olacağı fikri yaygındır.</p>
<p>•  Avokado evlerde süs bitkisi olarak da yetiştirilmektedir.</p>
<p>Avokado Amerikan Armudunun Tarihçesi Özellikleri ve Anavatanı</p>
<p>Persea Latince perseus kökenlidir. Bu adın meyvelerinin armuda benzemesi yüzünden verildiği sanılmaktadır. Americane adı ise bitkinin ana vatanı Amerika olduğu için verilmiştir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de bitkiye ve meyvesine a-vokado ya da bitkini anavatanının Amerika olması ve meyvesinin armuda benzemesi nedeniyle amerikan armudu denmektedir. Anavatanı Orta Amerika&#8217;dır. Orta Amerika&#8217;da yapılan bazı arkeolojik araştırmalar avokadonun 8000 yıldan beri tarımının yapıldığını göstermektedir.</p>
<p>Meksika&#8217;da yapılan kazılarda ise MÖ 7800 yılma ait avokado tohumları bulunmuş ve Azteklerin bu tarihlerde avokadonun tarımını yaptıkları tespit edilmiştir. Günümüzde meyvesi ve ağacı için kullanılan avokado adının Aztekçe ahucatl adının değişikliğe uğramasıyla ortaya çıktığı kabul edilmektedir.</p>
<p>Orta Amerika&#8217;nın yerli halkı avokadoyu &#8216;ormanın tereyağı&#8217; olarak adlandırıyordu. Yerli halk için avokado sadece zengin bir gıda değil, aynı zamanda iyi bir tedavi maddesiydi.</p>
<p>Aztekler ve Mayalar meyvelerini, yaprağını, çekirdeğini birçok hastalığın tedavisinde kullanıyordu. Kulak iltihaplarında meyve etinden yararlanıyor, ateşli hastalıklarda ateşi kontrol altına alabilmek ve düşürmek için yapraklarını ayak tabanına bağlıyorlardı. Öksürüklü hastalara şekerle kaynattıkları yaprak suyunu içiriyorlardı. Mayalar ishale karşı çekirdeğini kavurup rendeledikten sonra kaynatılmış mısır suyuyla karıştırıp içiyorlardı.</p>
<p>Avokadoya ilk kez İspanyol araştırmacı Martin F. De Enciso 1519 yılında yazdığı Summa de Geogmfia adlı eserinde, resmini de çizerek yer verdi. Avokado 17. yüzyılda İspanya&#8217;da yetiştirilebildi. 100 yıl sonra avokado büyük bir süratle tüm dünyaya yayıldı. 1750 yılında Afrika&#8217;da, 1833&#8242;de Florida&#8217;da tarımı yapılmaya başlandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/avokado/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaba Yonca</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/kaba-yonca/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/kaba-yonca/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 09:28:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[K]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=855</guid>
		<description><![CDATA[Kaba Yonca MEDICAGO SATIVA L Leguminosae Tıbbi Nitelikleri: İdrar söktürücü, şekeri tedavi edici, iltihap önleyici. Kullanıldığı Yerler: Amerika&#8217;da bitki içindeki fosfor ve kükürt nedeniyle şeker hastalığı (diabetes mellitus) tedavisinde denenmiştir. Brezilya&#8217;da şeker hastalığının yanı sıra eklem yerleri iltihaplarında ve kronik romatizma tedavisinde uygulanmaktadır. Adi yoncanın hayvan yemi olarak tarımı yapılmaktadır. Botanik: Boyu 2 metreye ulaşan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaba Yonca</strong></p>
<p><strong>MEDICAGO SATIVA L</strong></p>
<p>Leguminosae<br />
<a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Kaba-Yonca.jpg"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Kaba-Yonca-300x220.jpg" alt="" title="Kaba Yonca" width="300" height="290" class="alignleft size-medium wp-image-925" /></a></p>
<p><strong>Tıbbi Nitelikleri:</strong> İdrar söktürücü, şekeri tedavi edici, iltihap önleyici.</p>
<p><strong>Kullanıldığı Yerler:</strong> Amerika&#8217;da bitki içindeki fosfor ve kükürt nedeniyle şeker hastalığı (diabetes mellitus) tedavisinde denenmiştir.</p>
<p>Brezilya&#8217;da şeker hastalığının yanı sıra eklem yerleri iltihaplarında ve kronik romatizma tedavisinde uygulanmaktadır.</p>
<p>Adi yoncanın hayvan yemi olarak tarımı yapılmaktadır. </p>
<p><strong>Botanik:</strong> Boyu 2 metreye ulaşan bitkinin toprağın derinliklerine inen kazık bir kökü vardır. Saplar köşeli, çıplak ve çok dallıdır. Üç parçalı yapraklar saplı ve karşılıklıdırlar. Tek yapraklar ise ters oval biçimindedir, kenarları dişli ve uçları sivridir. Yaprakların üstleri koyu yeşil altları ise grimsi yeşil ve tüylüdür. 9-10 mm boyundaki çiçekler gruplar halinde açar. Çiçekleri koyu eguvan, koyu mavi, açık veya koyu menekşe rengindedir. Çiçekler mayıs ayının başından sonbaharın sonuna kadar açarlar.</p>
<p><strong>Kokusu ve Tadı:</strong> Hoş olmayan tuzlu ve acı bir tadı vardır.</p>
<p><strong>Yan Etkileri:</strong> Herhangi bir yan etkisi yoktur. </p>
<p><strong>Kullanma Biçimleri:</strong> İçten ve dıştan uygulanır. </p>
<p><strong>Bitkiden Yararlanma Yöntemleri: </strong>Çay. 2 g taze bitkiye 200 mi kaynar su eklenir, 7-8 dk demlenip süzülür. Günde 3 çay fincanı içilir. </p>
<p><strong>İçindeki Bazı Maddeler:</strong> Fosfor, kükürt, saponin.</p>
<p>Plinius adi yoncanın Perslerle yapılan savaşlardan sonra Medlerden Yunanistan&#8217;a getirildiğini yazmaktadır. Buna dayanarak adının Med kökenli olduğu ileri sürülmektedir. Adi yoncanın tıbbi olarak kullanılması yüzünden Latince medica ve Yunanca <em>medikos kökenli olduğu da ileri sürülmektedir. Sativus sözcüğü ise ekili anlamına gelmektedir.</p>
<p>Anavatanı Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika&#8217;dır.</p>
<p>Strabo ve Plinius adi yoncanın Yunanlıların Perslerle yaptığı savaşlardan sonra Yunanistan&#8217;a getirildiğini yazmaktalar. Adi yoncanın MÖ 1. yüzyıldan itibaren İtalya&#8217;da tarımı yapılmaya başlanmıştır. Adi yoncayı İspanya&#8217;ya ise Araplar getirmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/kaba-yonca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Acı Yonca, Su Yoncası</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/aci-yonca/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/aci-yonca/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 21:27:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=843</guid>
		<description><![CDATA[ACIYONCA, Su Yoncası, MENYANTHES TRIFOLİATA L. Acıyonca adı bitkinin yoncaya benzemesi ve yapraklarının acı olması nedeniyle verilmiştir. Tıbbi Nitelikleri: Ateş düşürücü, güçlendirici, iştah açıcı, kan temizleyici, menstrüasyon ayarlayıcı. Acıyonca uzun süreden beri yüksek ateşte, baş ağrısında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Bu özellikleri günümüzde de kabul edilmiştir. Sindirime yaptığı olumlu etki nedeniyle metabolizma hastalıklarında hazırlanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ACIYONCA, Su Yoncası, MENYANTHES TRIFOLİATA L.</strong></p>
<p>Acıyonca adı bitkinin yoncaya benzemesi ve yapraklarının acı olması nedeniyle verilmiştir.</p>
<p>Tıbbi Nitelikleri: Ateş düşürücü, güçlendirici, iştah açıcı, kan temizleyici, menstrüasyon ayarlayıcı. Acıyonca uzun süreden beri yüksek ateşte, baş ağrısında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Bu özellikleri günümüzde de kabul edilmiştir. Sindirime yaptığı olumlu etki nedeniyle metabolizma hastalıklarında hazırlanan çaylara da karıştırılır.<br />
<div id="attachment_929" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/aci-yonca-Su-Yoncası.jpg"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/aci-yonca-Su-Yoncası-300x268.jpg" alt="" title="aci-yonca-Su Yoncası" width="300" height="268" class="size-medium wp-image-929" /></a><p class="wp-caption-text">Acı Yonca</p></div><br />
<strong>Kullanıldığı Yerler:</strong> Astım, sindirim, menstrüasyon.<br />
Botanik: Avrupa&#8217;nın her yerinde yetişen bitki, ülkemizde Bolu Abant gölü, Kars&#8217;ta Çıldır gölü kıyıları, Rize ve Bingöl&#8217;de yetişir. Bataklık, yarı bataklık arazileri, ıslak çimenlikleri, göl ve nehir kıyılarını sever. Uzunluğu yaklaşık 1,5 m&#8217;dir. Boğum boğum olan ana kökünün boğumlarından çıkan yan köklerle yere yapışır.</p>
<p>Nisan başından hazirana kadar ana kökten çıkan 20-30 cm uzunluğundaki sapların ucunda salkım biçimli çiçekler açar. Renkleri pembeden beyaza doğru değişen dantel görünümlü çiçeklerin üstleri beyaz ince kıllarla örtülüdür. Oval, koyu yeşil yaprakları sert ve diktir.</p>
<p>Nelerinden Yararlanılır: Genellikle bitkinin yapraklarından yararlanılır. Bazı kaynaklarda yaprakların çiçekleriyle birlikte kullanılması önerilir. Çiçek açmadan önce toplanan kökü de önerilmektedir.</p>
<p>Toplanması ve Saklanması: Yapraklar mart ayından haziran ayıran sonuna kadar saplarıyla birlikte toplanır. Bazı kaynaklarda yaprakların çiçek açmadan önce toplanması gerektiği de ileri sürülmektedir. Gölge, havadar yerlere ince serilerek çabuk kuruması sağlanır. Kuruyan yapraklar olduğu gibi veya toz durumuna getirilerek ışık ve hava geçirmeyen cam kavanozlarda saklanır.</p>
<p>Kokusu ve Tadı: Özel bir kokusu yoktur. Tadının acılığı yetiştiği yere göre değişir.<br />
Yan Etkileri: Herhangi bir yan etkisi yoktur. Çok içildiğinde mide ve bağırsakları tahriş edebilir.</p>
<p>Kullanma Biçimleri: İçten ve dıştan uygulanır.</p>
<p>Bitkiden Yararlanma Yöntemleri:</p>
<p>Çay: 1-3 çay kaşığı kuru veya taze yaprağa 150 mi kaynar su eklenir, 10-15 dk demlenir ve süzülür. Şekersiz olarak içilir.</p>
<p>İçindeki Bazı Maddeler: Acı madde (meniantin), saponin, pektin, tanen, çok az eterli yağ, manganez, palmitin, karınca asidi, sirke asidi, iyot, C vitamini, kolin, enzimler.</p>
<p>REÇETELER</p>
<p>Ateş Düşürücü,Migren:</p>
<p>Acıyonca yaprak 50 g ince kıyılmış 1 çay kaşığı yaprağa 150 mi kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Günde 2 çay fincanı içilir.</p>
<p>Gastrit 1:</p>
<p>Hatmi kök 25 g<br />
Ebegümeci yaprak 25 g<br />
1,5 yemek kaşığı karışım 250 mi soğuk suda 8 saat demlenip süzülür.<br />
Venüs saçı bitki 25 g<br />
Acıyonca yaprak 25 g<br />
1,5 yemek kaşığı karışıma 250 mi kaynar su eklenir, 20 dk demlenip süzülür, iki çay birbirine karıştırılır ve yemeklerden önce 1 çay fincanı içilir.</p>
<p>Gastrit 2:<br />
Bahçe nanesi yaprak 10 g<br />
Civanperçemi bitki 10 g<br />
Kantaron bitki 10 g<br />
Rezene tohum 10 g<br />
Acıyonca yaprak 10 g<br />
1 yemek kaşığı karışıma 150 mi kaynar su eklenir, 5 dk demlenir ve süzülür. Biraz limon suyu ve şeker karıştırılarak içilir.</p>
<p>Az Gelen Menstrüasyon:<br />
Acıyonca yaprak 50 g<br />
Menstrüasyonun başlamasından 10 gün önce günde 2 çay fincanı içilmeye başlanır ve menstrüasyon sonuna kadar içilir.</p>
<p>Mide Kaynaması:<br />
Pelin otu bitki 25 g<br />
Acıyonca yaprak 25 g<br />
1,5 çay kaşığı karışıma 150 mi kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Çay sıcak olarak yudum yudum içilir.</p>
<p>Mide ve Bağırsak Hastalıkları, Sindirim Bozukluğu 1:<br />
Çörek otu tohum 10 g<br />
Anason tohum 10 g<br />
Bahçe nanesi yaprak 15 g<br />
Kantaron bitki 15 g<br />
Pelin otu bitki 15 g<br />
Rezene tohum 15 g<br />
Acıyonca yaprak 20 g<br />
1 tatlı kaşığı karışıma 150 mi kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 1-3 fincan sıcak olarak içilir.</p>
<p>Mide ve Bağırsak Hastalıkları, Sindirim Bozukluğu 2:<br />
Azak eğiri kök 10 g<br />
Centiyane kök ıo g<br />
Pelin otu bitki 25 g<br />
Kantaron bitki 25 g<br />
Acıyonca yaprak 30 gr. demlenip süzülür. Öğle ve akşam yemeğinden 30 dk önce 1 çay fincanı içilir.</p>
<p>Sindirimi Kolaylaştırıcı, Bağırsakları Güçlendirici 1:<br />
Kantaron bitki 10 g<br />
Köpek otu bitki ıo g<br />
Oğul otu yaprak 10 g<br />
Şerbetçi otu kozalak 10 g<br />
Acıyonca yaprak 10 g<br />
1 yemek kaşığı karışıma 150 mi kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 2 çay fincanı ya da yemeklerden önce 2-4 yemek kaşığı içilir.</p>
<p>Sindirimi Kolaylaştırıcı, Bağırsakları Güçlendirici 2:<br />
Bahçe nanesi yaprak 25 g<br />
Kedi otu kök 25 g<br />
Turunç yaprak 25 g<br />
Acıyonca yaprak 25 g<br />
1 yemek kaşığı karışıma 150 mi kaynar su eklenir, 5 dk demlenip süzülür. Akşamları 1 çay fincanı içilir.</p>
<p>Sinir Bozukluğu:<br />
Bahçe nanesi yaprak 20 g<br />
Kedi otu kök 20 g<br />
Acıyonca yaprak 20 g<br />
1 yemek kaşığı karışıma 150 mi kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 1-3 çay fincanı içilir.</p>
<p>Solunum Borusu İltihabı:<br />
Hatmi kök<br />
Kekik bitki<br />
Lavanta çiçek<br />
Acıyonca yaprak<br />
2 yemek kaşığı karışıma 500 mi kaynar su eklenir, 20 dk demlenip süzülür. Her çay fincanı çay 1 adet limonun suyuyla karıştırılarak günde 4 çay fincanı yudum yudum içilir. Bu reçetenin yanı sıra papatya veya okaliptüs çayı ile gargara yapılmalıdır.</p>
<p>Yatıştırıcı:<br />
Bahçe nanesi yaprak 15 g<br />
Kedi otu kök 15 g<br />
Acıyonca yaprak 20 g<br />
1 yemek kaşığı karışıma 1 çay fincanı kaynar su eklenir, 5-10 dk demlenip süzülür. Akşamları 1-2 çay fincanı içilir.</p>
<p>Avrupa ve Asya&#8217;nın yumuşak iklimli yörelerinde yetişir. Birçok hekim bitkiyi ilk kez 16. yüzyılda kullanmaya başladı. 18. ve 19. yüzyıllarda ise yaygın olarak kullanılmıştır. Bazı bilim insanları acı yoncayı her derde deva bitkiler arasında saymaktadır.<br />
Kneipp bitkiyi çoğunlukla mide-bağırsak şişkinliklerinde ve karaciğer hastalıklarında, kan temizleyici ve mideyi kuvvetlendirici olarak kullanmıştır.</p>
<p>Leclerc sinirsel olan sindirim bozukluklarında kullanmış, ayrıca iskorbüt hastalığında iltihap azaltıcı ve kandaki alyuvarları artırıcı olduğunu ileri sürmüştür. Madaus ise acıyoncayı kronik mide, bağırsak iltihaplarında, gaz şişkinliklerinde, mide kaynamalarında ve sarılıkta önermiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/aci-yonca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sauna</title>
		<link>http://www.sifalibitkilerim.tv/sauna/</link>
		<comments>http://www.sifalibitkilerim.tv/sauna/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 21:24:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Faydalı Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sifalibitkilerim.tv/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[SAUNA Bu kitapta saunaya yer vermemin nedeni, saunanın günümüzün doğal sağlık kaynaklarından biri olmasıdır. Saunadaki kuru sıcak hava bağışıklık sistemini güçlendirir. Saunada insanın iç ısısı kısa süre yapay olarak 1°-3°C yükselir, bu da birçok mikrobun ölümüne neden olur. Sauna rahatlatıcıdır, doğru olarak uygulandığında herhangi bir yan etkisi de yoktur. Sauna sözcüğü, bugün konuşulan Laponca&#8217;dan önceki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SAUNA</strong></p>
<p>Bu kitapta saunaya yer vermemin nedeni, saunanın günümüzün doğal sağlık kaynaklarından biri olmasıdır. Saunadaki kuru sıcak hava bağışıklık sistemini güçlendirir. Saunada insanın iç ısısı kısa süre yapay olarak 1°-3°C yükselir, bu da birçok mikrobun ölümüne neden olur. Sauna rahatlatıcıdır, doğru olarak uygulandığında herhangi bir yan etkisi de yoktur.<br />
<a href="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Sauna.jpg"><img src="http://www.sifalibitkilerim.tv/wp-content/uploads/Sauna-300x200.jpg" alt="" title="Sauna" width="300" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-933" /></a><br />
Sauna sözcüğü, bugün konuşulan Laponca&#8217;dan önceki eski Laponca&#8217;da, kar yığıntısına açılmış delik anlamına gelen savne sözcüğünden türemiştir. Laponca suozvnje sözcüğü ise, kar veya yer altındaki çukur anlamına gelir.</p>
<p>Asya ve Avrupa&#8217;nın kuzeyinde yaşayan insanların, soğuğa karşı dirençlerini artırmak için yer altındaki kovuklara veya çadırlara kızgın taş koyarak terleme yöntemini kullanmaya ne zaman başladıkları bilinememektedir. Finlandiyalıların sauna dedikleri bu banyo çeşidi, günümüzde tüm dünyada aynı adla tanınmaktadır. Asya&#8217;nın kuzeyinde yaşayan toplulukların bu banyo yöntemini, Avrupa&#8217;ya ve Bering boğazından geçerek Amerika&#8217;ya taşıdıkları bilinmektedir.</p>
<p>Avrupa&#8217;da saunayla ilgili ilk yazılı bilgi 15. yüzyıldandır. Bu yazılı belgelerden eskiden saunada et tütsülendiği, malt ve keten kurutulduğu, insanlara tedavi edici kompresler yapıldığı, ayrıca sıcakta kan daha iyi aktığı için hekimlerin ve berberlerin hacamat yaptığı anlaşılmaktadır. Finlandiya&#8217;da sauna doğum odası olarak da kullanılmıştır. Doğum anne ve bebeğin dayanacağı sıcaklıkta yaptırılmaktaydı. Önceden 100° C&#8217;ye ısıtılmış olan saunadaki havanın dezenfekte olması nedeniyle anne albastıdan korunmaktaydı.</p>
<p>Herodot, İskitlerin ateşte kızdırılmış taşlan yuvarlayarak küçük çadırları ısıttıktan sonra, içine girerek terlediklerim yazmıştır. Bu yöntem Yunanlıların hamam kültürünün temelini oluşturmuştur. Hamam kültürünü Yunanlılardan alan Romalılar, banyo yapmayı kalabalık toplumların eğlencesi durumuna getirmiştir. Avrupa&#8217;da toplu olarak banyo yapma ve temizlik kültürü 14. yüzyıla kadar sürmüştür. Ancak insanların bir arada banyo yapması kiliseyi rahatsız etmiş, banyo yapanların cezalandırılması bile gündeme gelmiştir. </p>
<p>Bunun sonucu olarak pis kokulardan ve çok kötü görünümlü saçlardan kurtulmak için parfüm ve peruk sanayii gelişmiştir. 19. yüzyıla kadar saunaya girmek rezillik olarak kabul edilmiştir. Saunanın diğer hamamlardan farkı kuru ve sıcak havadır. Günümüzden 2000 yıl önce Asya&#8217;nın kuzeyinden gelerek bugünkü Finlandiya&#8217;ya yerleşen Finliler, Moğolların buluşu olan sıcak taşla terleme ve hamamı yöntemini beraberlerinde getirmiştir. Sonra bu taş hamamdan saunayı geliştirmişlerdir. Sıcak taş terleme hamamında bir kulübe veya ufak bir mağara, ateşte kızdırılan taşla doldurulur ve üzerine su dökülürdü. </p>
<p>Meydana gelen nemli sıcak hamamda terlenirdi. Taş devrine kadar uzanan bu en eski tip sıcak banyo yapma yönteminin saunadan farkı, içerideki havanın kuru olmamasıdır. Bu hamam tipi Moğollar tarafından geliştirilmiş ve Bering boğazı üzerinden Kuzey Amerika&#8217;ya götürülmüştür. Roma hamamında banyo, tabanından ve içi boş duvarlardan sıcak havayla kuru olarak ısıtılır. Roma hamamında sıcak ve soğuk su bulunmaktadır. Hamam sözcüğü Arapça kızdırmak anlamına gelmektedir. Türk veya Arap hamamı kaim duvarlıdır, birçok odadan oluşur. İçerisinin sıcaklığı 40-50°C arasındadır. Tavana doğru yükselen nemli sıcak hava, ısıtılan su kazanından yükselir. Hamamda sıcak ve soğuk su bulunur.</p>
<p>Rus hamamı <em>banja </em>ağaçtan bir kulübedir, yapı bakımından saunaya benzer. Bir taş sobayla en çok 50°C-ye kadar ısıtılır. Sobanın üzerine sürekli su dökülerek hamamda su buharından kaim bir sis bulutunun oluşması sağlanır. Rus hamamı saunaya göre daha soğuk ve daha nemlidir.</p>
<p>Günümüzde saunada da gelişen teknikten yararlanılmaktadır, ancak yöntemde hiçbir değişiklik yapılmamıştır.</p>
<p><strong>Sauna üç bölümden oluşur:</strong> soyunma odası, duşların ve soğuk su havuzunun bulunduğu oda ve terleme odası. Eğer sauna küçük bir göletin yanında değilse, duşların bulunduğu odaya bir soğuk su havuzu yapılır. Sürekli olarak suyu değişen bu havuzun derinliği 1 metredir. Duşlardan sıcak ve soğuk su akar. Saunanın geleneksel olarak dünyanın her yerinde, de, örneğin sindirim organlarında, bağlı olmaması gereklidir.</p>
<p><strong>Dikkat:</strong> İki banyo arasında kesinlikle herhangi bir şey yenmez. Dolu mideyle saunaya girilmez, saunadan sonra da mide doldurulmaz. Saunadan sonra az ölçüde, hafif yiyecekler yenmelidir.</p>
<p>Terleme süresinde nabız %50&#8242;den daha çok yükselmez. Halbuki ağır bir iş yapan bir insan, 5-6 misli daha çok yük altında olduğundan nabız daha yüksektir. Sık saunaya giren insanın vücudu alıştığı için nabız daha da yavaş atar.</p>
<p>Üç kere arka arkaya saunaya giren bir insan 0,5-1 litre arasında su kaybeder. Terin %99&#8242;u su, geri kalan %1&#8242;i yemek tuzu, potasyum ve üreden oluşur. Sauna banyoları arasında su içilmemesi önerilmektedir. Ancak saunadan sonra içilen bol su, vücuttan toksinlerin böbrek üzerinden atılmasını hızlandırır. Çok susuzluk hissedildiğinde iki sauna banyosu arasında bir iki yudum ılık su içilebilir. Saunadan sonra su veya maden suyundan başka bir içecek içilmemelidir. </p>
<p>Suyun oda sıcaklığında olmasına dikkat edilmelidir. Soğuk içecekler iç organlar üzerinde olumsuz etki yapar. Saunadan sonra içilen alkollü içecekler saunanın sağladığı tüm yararı kısa sürede ortadan kaldırır. Saunadan sonra su içilmesi böbreklerin çalışabilmesi için gereklidir. Eğer saunadan sonra fazla su içilmezse, böbrek kum ve taşı da oluşabilir. Saunada ve saunadan sonra sadece ter ve böbrekler üzerinden toksinler atılmaz. Sıcak soğuk farkı nedeniyle tembel bağırsaklar da uyarılır ve çalışmaya başlar, ancak bu uyarının tam işleyebilmesi için de bol su içilmesi gereklidir.</p>
<p>Sauna solunum sayısı üzerinde herhangi bir olumsuz etki yapmaz. Dinlenme halindeki bir insan, dakikada 16 kere solunum yapar. Ender olarak saunada çok az insanda bu sayı, bazen 17 veya 18&#8242;e çıkabilir. Saunada çok az oksijen olmasına rağmen solunumun sayısının ve derinliğinin değişmemesinin nedeni, kasların gevşemesi ve dinlenmeye geçmesi yüzünden, vücudun daha az oksijene ihtiyaç duymasıdır. Ayrıca, sauna göğüs kaslarını yumuşatır ve bağ dokusunun elastikiyetini de artırır. </p>
<p>Bu nedenle göğüsün hacmi de genişlemiş olur. Saunada sigara içmek veya iki sauna banyosu arasında sigara içmek çok zararlıdır. Saunadan 1 saat önce ve saunadan 1 saat sonrasına kadar sigara içilmemelidir. Bu süreleri uzatabilenler, saunadan daha çok yararlanmış olur. Araştırmalar, düzenli ve doğru olarak saunaya giren insanların, girmeyenlerden daha az hasta olduklarını göstermiştir.</p>
<p>•  Saunaya girmeye yeni başlayanlarda, güçlü bir terlemeden sonra şiddetli ancak kısa süren nezle veya geçici baş ağrısı görülebilir. Bazı insanlar bu durum karşısında genellikle kendilerine saunanın iyi gelmediğine karar verir. Aslında bu durum çok az insanda görülür ve psikolojiktir. Bu nedenle saunaya girmekten vazgeçmek yanlış olur. Saunaya birkaç kere girildikten sonra durum tamamen değişir. İnsan saunanın getirdiği yararları hissetmeye başlar.</p>
<p>•  Özellikle ev saunalarında aydınlatmada kullanılan renklerle saunanın etkisi artırılmaktadır. Saunada kırmızı aydınlatma cilt ve bezeler üzerinde uyarıcı rol oynar, mavi sakinleştirici ve yüksek tansiyonu düşürücüdür, sarı sindirim organları üzerinde olumlu etki yapar, sinir sistemini uyarıcıdır, yeşil ise uyku bozukluklarında sakinleştiririci rol oynar.</p>
<p>•  Birçok insan saunanın zayıflattığını sanmaktadır veya uzun süre sık sık saunaya girerek fazla kilolarının ve yağlarının bir bölümünden kurtulacağını ümit etmektedir. Sauna kesinlikle zayıflatmaz. Saunaya girerken tartılan bir kimse, çıktıktan sonra tartıldı-ğında kilosunun azaldığını görebilir, ancak aradaki fark terleyerek kaybedilen sudur. Saunadan sonra i-çilen su kilonun tekrar aynı duruma gelmesini sağlar. Sauna kilo kaybından sonra ortaya çıkan deri sarkmalarını, kırışıkları derideki kanlanmayı artırarak önler, bağ dokusunun ve derinin elastikiyetini artırarak derinin gerginleşmesine yardımcı olur.</p>
<p>•  Sauna vücuttaki kan dolaşımını dengeler. Kasları gevşetir, sinir sisteminin rahatlamasını sağlar. Saunada insanlar günün, haftanın stresinden kurtulur.</p>
<p>•  Birçok sporcu saunanın kaslar üzerindeki olumlu etkisini bilmektedir. Zorlu bir antrenmandan sonra veya uzun süre antrenman yapılmayıp spora yeniden başlandığında, spordan sonra saunaya girmek rahatlatıcıdır. Spor yapıldığı sürede, kaslarda yüksek oranda süt asidi ve enerji kullanımı nedeniyle birçok toksik madde toplanır. Bu da kas tutukluğuna neden olur. Kaslarda toplanan bu maddelerin kan tarafında taşınarak kısa sürede vücuttan atılması gerekir. Saunadaki sıcak, bu maddelerin kısa sürede taşınmasını sağlayarak kas tutukluğunu önler. Kas krampları, kas tutukluğundan daha rahatsız edici ve ıstırap vericidir. Bu durum genellikle kaslar yeteri kadar ısınmadan yapılan ağır sporun veya çalışmanın sonucu ortaya çıkar. Sauna bu durumlarda da yardımcı olmaktadır.                                                         ,</p>
<p><strong>Dikkat:</strong> Bacak kaslarına sık sık kramp girenler bir doktora başvurmalıdır. Bunun nedeni vücuttaki mineral eksikliği olabilir.</p>
<p>•  Cilt hastalıklarının birçok nedeni vardır. Ancak genellikle vücuttaki diğer organlardaki fonksiyon bozuklukları nedeniyle ortaya çıkarlar.</p>
<p>Akne genellikle kronik olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Yağ bezlerinin aşırı yağ salgılamaları yüzünden derideki gözenekler tıkanır. Bu nedenle de iltihaplı sivilceler oluşur. Bazen deri altında düğümler oluşturduktan sonra patlayarak, hoş olmayan yara izleri bırakırlar.</p>
<p>Aknesi olanların herkese açık sauna yerine, evdeki saunaya veya bir klinikteki saunaya girmek yerinde olur. Doktor kontrolü altında girilen saunadan sonra bir uzmanın akneleri patlamadan temizlemesi en doğrusudur.</p>
<p>Alerji nedenli ekzemalar ve kurdeşen de yine bir klinikteki saunada doktor kontrolünde tedavi edilebilir. Sedef hastalığının birçok nedeni vardır. Ağır bir enfeksiyon, grip, verem veya iklim değişikliği hastalığı başlatabilir. Ancak en büyük sorun aşırı alkol, şişmanlık ve strestir. Bunun yanı sıra sıtma, yüksek tansiyon ve alman çeşitli ilaçlar da hastalığın önemli nedenleri arasındadır.</p>
<p><strong>Doktor tedavisi yanı sıra kontrollü sauna tedavisi de tedaviye yardımcıdır.</strong></p>
<p>•  Saunaya ilk girenler, sıcak havanın solunum yollarım tıkadığı duygusuna kapılırlar. Solunum yolları saunadaki sıcak hava yüzünden kesinlikle kurumaz ve tahriş olmaz. Solunum yollan hastalıklarında sauna hekimler tarafından özellikle önerilmektedir. Sıcakta vücut daha fazla sümüksü madde salgılamaktadır. Bu sümüksü madde kurumayı önlediği gibi, birçok mikrobun ölmesini sağlayarak bağışıklık sistemini güçlendirir.</p>
<p>•  Astım genellikle alerjik bir hastalıktır. Kalıtım nedenli olan astım da vardır. Çoğunlukla çocuk yaşta başlar ve büyüdükçe ilerler. Astım hastaları saunadaki kuru havaya çok iyi dayanır ve düzenli sauna banyoları sonunda nöbetlerden kurtulurlar. Saunadaki sıcak hava kanlanmayı artırır ve kasları</p>
<p>gevşetir. Bu durum göğüs kasları ve akciğeri çevreleyen kaslar için de geçerlidir. Bunun yanı sıra sauna sinir sistemini de olumlu olarak etkiler. Ayrıca, mukoza tabakası daha iyi kanlandığından balgam sökülür. Bu nedenle de solunum rahatlar. Böbrek üstü bezleri de saunada olumlu olarak etkilediğinden çalışması artar. Bu yüzden astımlı çocukların, tedavinin yanı sıra saunaya girmesi, tedaviyi desteklediği için hekimler tarafından önerilmektedir.</p>
<p>•  Bronşların akut veya kronik iltihaplanması çoğunlukla ateşli bir hastalıktan sonra başlar. Sigara ve ağızdan soluma da bronşların iltihaplanmasına neden olur.</p>
<p><strong>Dikkat:</strong> Akut ve şiddetli bronşiti olanlar saunaya girmemelidir. Hastalık hafifledikten sonra saunaya girilebilir.</p>
<p>Saunanın bronşlara etkisi astımda olduğu gibidir Düzenli sauna bronşları rahatlatır ve balgam salgısının artmasını sağlar. Ayrıca sauna hastaların stresini de azalttığı için, hastalığın tedavisinde önemli rol oynar.</p>
<p>•  Sauna yüksek tansiyonu düşürür ve kan dolaşımını dengeler. Saunadaki sıcak, atar damarların genişlemesini sağlar. Nabzın yükselmesi, dolaşan yüksek kan oranı nedeniyle ayarlanır ve kan basma düşer. Yüksek tansiyonu olanlar saunaya kendilerini yavaş yavaş alıştırmalıdır. Soğuk su havuzuna da girmemelidirler.<br />
Yüksek tansiyonu olanlar yavaş soğumalıdır. Serinleme odasında daha uzun süre kalmalı ve bu süre içinde yavaş yavaş dolaşmalıdırlar. Soğuk suyu bir hortumla ayaklarından başlayarak dökmeli, en son olarak sırtlarına ve başlarına dökmelidirler.</p>
<p>•  Saunanın sinir sistemi üzerindeki olumlu etkisi, böbrek üstü hormonu salgısının artmasıyla daha da güçlenir. Saunada çok az stres hormonu salgılanır.</p>
<p>•  Sauna uyku bozukluklarının azalmasına yardımcı olur. Sinir bozukluğu ve huzursuzluk nedenli uykusuzlarda rahat, derin bir uyku sağlar. Saunadan sonraki rahatlatıcı tatlı yorgunluk, gece uyanmadan deliksiz bir uyku uyunmasına yardımcı olur. Uyanıldığında dinlenmiş ve zinde hissedilir. Gece rahat bir uyku uyuyabilmek için, saunaya girildikten sonra ağır yemek yememeli, içki ve fazla sigara içmemelidir.</p>
<p>•  Araştırmalar hamilelik döneminde saunaya girmenin hamile kadına hiçbir zarar vermediğini, hatta yararlı olduğunu göstermiştir. Hamilelik döneminde düzenli olarak saunaya giren kadınların, doğum sanalarmın şiddetinin daha az olduğu, doğum yolunun daha rahat olduğu, daha çok genişlediği ve doğum süresinin daha da kısaldığı gözlenmiştir. Doğum esnasında hamile kadının üzerindeki yük, düzenli saunaya giden kadında azalmaktadır. Buna saunanın kan dolaşımı üzerindeki olumlu etkisi ve kanın dengeli dağılımı neden olmaktadır. Ayrıca yapılan gözlemler saunaya düzenli giden hamile kadınlarda varis oluşmadığım göstermektedir. Sauna hamilelik süresince kadının vücudunda toplanan maddelerin kısa sürede atılmasını sağlamaktadır. Ayrıca, bazı kadınlardaki ödem sorununun kısa sürede ortadan kalkmasına veya ödemin çok azalmasına da yardımcı olmaktadır.</p>
<p><strong>Not:</strong> Hamilelikte haftada bir saunaya girilmelidir.</p>
<p><strong>Kimler Saunaya Girmemelidir:</strong> Akut ve ateşli hastalığı olanlar, kalp ve kan dolaşımı hastalığı iyileşmemiş olanlar, derisinde, iç organlarında ve kan damarlarında iltihap olanlar, veremi tam olarak iyileşmemiş olanlar, kronik karaciğer hastaları, damar hastası olanlar, epilepsi hastaları veya epilepsi benzeri nöbetler geçirenler, kalp kronerlerinde kanlanma bozukluğu olanlar, vücudunda açık ve iltihaplı yaraları olanlar saunaya girmemelidir.</p>
<p>Ayrıca büyük beyinlerinde ağır kanama bozukluğu olanlar, ağır karaciğer ve böbrek bozuklukları ve göz tansiyonu olanların saunaya girmemesi doğru olur.</p>
<p><strong>Dikkat</strong>: Saunaya başlayacak olan herkesin, önce bir doktora danışması, durumunu açıkça anlatarak saunaya girmesinde bir engel olup olmadığını öğrenmesi doğru olur. Ayrıca, geçirilen herhangi bir hastalıktan sonra, saunaya girmeden önce bir doktora danışmakta yarar vardır.</p>
<p>Şeker hastalarının, iltihapsız varisi olanların, tedavi edilmiş yüksek tansiyonu olanların ve glokom hastalığı olanların saunaya girmesinde tıbben herhangi bir engel yoktur.</p>
<p><strong>Not:</strong> Bacaklarında varis olanlar saunada bacaklarını sarkıtmamalıdırlar.</p>
<p>Çocuklar da saunaya girebilir. Tıbbi yönden çocukların yetişkinler kadar saunada kalmalarında herhangi bir engel yoktur. Sauna nedeniyle bağışıklık sistemleri güçlenen bebek ve çocuklar enfeksiyonlara karşı daha dirençli olur. Saunaya girmenin yaş sınırı yoktur, ancak ileri yaşlarda saunaya başlamadan önce bir doktora danışılmasında yarar vardır. Vücut saunaya yavaş yavaş alıştırmalı, ilk girişte 15 dakika kalmamalı, saunaya arka arkaya üç kere girilmemelidir. Sauna banyolarıyla, yaşlılıkta metabolizma yavaşlamasına bağlı olarak gelişen şikâyetler etkili olarak azaltılabilir. Yaşlı insanlar saunadan sonra bir vücut kremi sürmeli veya yağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Sauna İçin Yapılması Gerekenler:</strong> Eğer evdeki saunaya girilecekse, saunamn 1-2 saat önceden ısıtılmaya başlanması gereklidir. İçerideki termometre istenilen ısıya ulaşıldığını gösterse de, tavan ve duvarlar ısınmamıştır. Diğer bir deyişle sauna olgunlaşmamıştır. Olgunlaşmamış bir saunada terlemede gecikme olur veya ilk girişte hiç terlenmez.</p>
<p>Haftada bir gün saunaya girenler 3 sauna banyosu, haftada 2 gün saunaya girenler 2 sauna banyosu, her gün girenler 1 sauna banyosu yapmalıdır. Saunaya girmek için en uygun zaman öğleden öncedir, iş bitiminde girilen sauna ise günün yorgunluğunu ve stresini atmaya yardımcı olur.</p>
<p><strong>Dikkat:</strong> Saunaya girmeden kısa süre önce ve saunadan hemen sonra spor yapılmaz. Saunadan önce spor yapılmışsa, kan dolaşımının sakinleşmesi, vücudun dengesini bulması ve soğuması için bir süre beklenmelidir.</p>
<p>Saunaya giderken uzun bir havlu, bir bornoz, plastik terlik, sabun almak gerekir. Plastik terlikle saunanın içine girilmez. İçerideki sıcak yüzünden terliklerdeki boyadan açığa zehirli gazlar çıkabilir. Uzun havlu saunaya girildiğinde üzerine oturmak ve yatmak için gereklidir. Böylece banktaki olası mikroplardan ve ağacın sıcağından korunmuş oluruz. Kurulanmak için yeterli sayıda havlu almak gerekir. Bornoz kurulanmak için kullanılmamalı, dinlenme süresinde giyilmelidir; vücudun nemini alarak aşırı soğumayı önler.</p>
<p>Saunaya girmeden önce duş alınarak tüm vücut temizlenmelidir. Duştan sonra vücut çok iyi kurulanmalıdır, çünkü vücuttaki nem serinlemeyi sağlayacağından terlemeyi engeller. Yüzdeki her türlü kozmetik çok iyi temizlenmelidir. Yüzdeki kozmetik terlemeyi zorlaştırır, derinin hava almasını önler. Saunaya mayo, peştamal ve benzeri bir örtüyle girilmez. Giyilen tekstilin aşırı derecede ısınmasından, deride kızarmalar veya haşlanmalar ortaya çıkabilir. Giyilen tekstil nedeniyle terin buharlaşamaması sıcağın bloke olmasına neden olur.</p>
<p>Takılar çıkarılmalıdır. Madeni olan her türlü takı aşırı derecede ısınarak yanıklara neden olabilir. Bu metal çerçeveli gözlükler için de geçerlidir. Plastik çerçeveli gözlük ise saunada camları buharla kaplandığından görmeyi zorlaştırır. Saunaya lensle girilebilir. içerideki sıcak nedeniyle lens kurumaz.</p>
<p><strong>Dikkat: </strong>Saunada konuşmak vücut için zararlı ve yorucudur.</p>
<p><strong>Not:</strong> Eğer saunada terlenemiyor veya terleme çok geç başlıyorsa, saunaya girmeden önce ayaklara sıcak su banyosu yapmalı ve vücut kuru olarak, orta derecede sert olan. doğal kıllı bir fırçayla fırçalanmalıdır.</p>
<p>Saunada sürekli yatılmamalıdır. Kan dolaşımının herhangi bir sorunla karşılaşmaması için son birkaç dakika oturularak geçirilmelidir. Arzu eden son dakikayı en alt bankta oturarak geçirebilir. Saunada kalma süresini uzatmak, yarar yerine zarar verir.</p>
<p>Saunada 15 dakika orta derecedeki sıcaklıkta durmak yerine, 8 dakika en yüksek sıcaklıkta durmak daha yararlıdır. Saunada ne kadar kalabileceğine her insan kendisi karar vermelidir.</p>
<p>Saunadan çıktıktan sonra vücut soğutulur. Bunun için en iyisi havası kuru, soğuk bir yerdir. Eğer açık havaya çıkma olanağı yoksa, açık pencereli bir oda serinleme yeri olarak kullanılır. Kan dolaşımı açık havada veya serinleme odasında birkaç dakikada sakinleştikten sonra, vücudun kısa sürede soğuması için birkaç saniye için soğuk su havuzuna girilir veya soğuk suyla duş yapılır. Soğuk su havuzuna başın da ıslanacağı bir biçimde 1-3 kere dalıp çıktıktan sonra, havuz terkedilmelidir. Havuzda 10-20 saniyeden çok kalınmamalıdır. </p>
<p>Birkaç saniye çok soğuk suda banyo yapmak, uzun süre ılık suda banyo yapmaktan daha yararlı ve doğrudur. Soğuk duşta su geniş bir hortumla ayaklara, sonra kollara, sırta ve en son olarak baştan aşağı dökülmelidir. Ancak soğuk suyun altında 20-30 saniyeden daha uzun süre kalınmamalıdır. Su tazyikli olmamalıdır. Tazyikli suyla duş yapmak veya vücuda tazyikli su sıkmak çok zararlıdır. Kaslar yumuşamış ve vücut sıcak olduğu için saunadan çıkıldığında sert hareketlerden kaçınılmalıdır.</p>
<p>Hareketler yumuşak ve yavaş olmalıdır. Saunadan çıkıldığında normal solunuma devam edilmeli, hava derin derin ciğerlere çekilmemelidir. Soğuk su banyosundan çıkınca vücut çok iyi kurulanır, bornoz giyilir ve dinlenmeye geçilir. Soğuk duştan sonra istenirse, ayaklara sıcak soğuk su banyosu yapılarak saunanın etkisi artırılabilir. İki sauna banyosu arasındaki süre de çok önemli olan noktalardan biridir. Dinlenme süresinin çok uzun tutulmaması gerekir. Serinleme ve dinlenme süresi toplam 20-30 dakika arasında olmalıdır. </p>
<p>Son sauna banyosundan sonraki dinlenme süresinin sonunda vücudun bir masör tarafından masajlanması, saunanın olumlu etkisini artırır. Saunada terledikten sonra sıcak suyla duş yapmak, buhar banyosuna girmek, sıcak su havuzunda yüzmek kan dolaşımı açısından tehlikelidir. Saunaya yaz kış düzenli olarak girilirse, sağlık üzerindeki olumlu etkisi daha da artar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sifalibitkilerim.tv/sauna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

