Elma

ELMA

MALUS DOMESTICA BORKH.

Rosaceae M. Domestica L, M. Communis L, Pirus Malus L.

Malus sözcüğü Yunanca elma demek olan melon sözcüğü kökenlidir. Pirus ise elma ile armutun Latince adıdır.

Türkler elmayı çok eskiden beri tanımaktadır. Türkçe olan alma veya almıla adını kullanmışlardır. Kaşgarlı Mahmut, 9. yüzyılda Batı Türkleriy-le Oğuzların alma, doğudaki Türklerin ise alında adını kullandıklarını yazmaktadır. Daha sonra tüm Türkler alma adını kullanmaya başlamışlardır. Eski kaynaklardan Türklerin sengeç, senkeç dedikleri beyaz veya kırmızı renkli, fındık büyüklüğünde, tatlı bir elmayı tanıdıkları anlaşılmaktadır. Elmanın Türk mitolojisinde önemli bir yeri vardır. Kazakistan’ın başkentinin adı eskiden Almahk’tı, sonra Alma-ata olarak değiştirildi. Türkler yabani elmayı da (Malus Silvestris Mili.) tanıyordu. Altay Türkleri yaban elmasına orman elması (ıır-man alması) diyorlardı. Anadolu’da yabani elmaya cıcık, acuk, talaşmalaş, yenıişen de denir. Bazı eserlerde elmanın anavatanının Orta Asya, bazılarında ise Hazar denizîyle Karadeniz arasi olduğu ileri sürülmektedir. Bazı bilim insanlarına göre, elmanın anavatanını tam ve doğru olarak tespit etme olanağımız yoktur.

Malus Communis Lam’m anavatanı Avrupa ve Batı Asya’dır. Malus (Lam.) türünün 20 çeşidi vardır. Bunlardan 3′ü bugün tarımı yapılan elmanın kökenini oluşturmaktadır.

Malus Baccata Borkh. (Microphylia WendL), Himala-ya ve Sibirya’dan Doğu Asya’ya kadar yaygındır. Malus Prunifolia Borkh’un anavatanı Sibirya ve Kuzey Çin’dir.

Günümüzde elmanın yabani türü olan Malus Sivest-ris’Ie Sibirya’dan Ön Asya ve Avrupa’ya kadar olan bölgede karşılaşılmaktadır. Avrupa’da cennet elması diye adlandırılan elmanın kökeni On Asya’da yetişen Pirus Pumila’dır.

İshal ve solunum yollan iltihaplan Kafkaslarda çok eskiden beri, kaynatılmış elma suyu ve elma suyuyla tedavi edilmektedir.

MÖ 2300 yıllarında Akad Kralı Sargon Anadolu’ya yaptığı bir akından dönerken, Mezopotamya’da tanınmayan bazı meyve ağaçlarını da beraberinde götürdü. Bunların arasında elma ağacı da vardı. Bu bize, elmanın Anadolu’da günümüzden en az 5000 yıl önce yetiştirildiğini göstermektedir. Anadolu’da yapılan kazılarda günümüzden yaklaşık 6500 yıl öncesine ait taşlaşmış elma fosilleri bulunmuştur.

Elmanın MÖ 1. yüzyılda Ön Asya üzerinden Yunanistan’a geldiği sanılmaktadîr. Bazı kaynaklara göre ise elma, Yunanistan’a Mısır üzerinden gelmiştir. Romalı devlet adamı, çiftçi ve tarımla ilgili eserler yazmış olan Marcus Porcius Cato, fidanlıklarda yetiştirilen elma fidelerinin sonradan aşılandıklarını yazmaktadır. Plînius birçok elma çeşidinin yetiştirildiğini ve bu elmalara yetiştiği yerlerin veya yetiştirenlerin adlarının verildiğini, bu nedenle de elmayı yetiştirenlerin veya yetiştiği yerin ün kazandığını yazmıştır. Galen olmamış elmanın sağlığa zararlı olduğunu, ancak olgun, pişmiş veya kızartılmış olgun elmanın sağlığa yararlı olduğunu yazmıştır. Mısır’da 2. Ramses döneminde saray bahçıvanları, Suriye üzerinden Mısır’a getirtilen elma ağacını yetiştirmeyi ve elma almayı başarmıştır. Ancak günümüzde Mısır’da elma ağacının tarımı yapılmamaktadır. Osmanlılar zamanında yazılmış olan Zahire-i Muradiye adlı tıp kitabında, yabani elma (dağ elması) ilaç olarak önerilmektedir.

Orta Avrupa’da 17. yüzyılda 200 elma çeşidi tanınmaktaydı. 19. yüzyıl İngiliz Bahçeciler Cemiyeti kayıtlarında ise 1400 elma çeşidiyle karşılaşılmaktadır. Günümüzde 2000′in üzerinde elma çeşidi yetiştirilmektedir. Bazı elma ağaçlan süs ağacı olarak yetiştirilmektedir.

Elma, Âdem ile Havva’nın cennetten kovulmasına neden olan yasak meyve olarak kabul edilir. Tıbbi Nitelikleri: Antiseptik, ateş düşürücü, canlandırıcı, güçlendirici, iştah açıcı, kan dindirici, idrar söktü-rücü, ishal önleyici, sürücü, yumuşatıcı. Elmanın içindeki pektin, midede kolesterolü bağlayarak vücuttan kolaylıkla atılmasını sağlar. Yapılan araştırmalar elmadaki pektinin, midede oluşan zehirleri emme özelliği olduğunu, cıva, kobalt ve kurşun tuzlarının atılmasını da kolaylaştırdığını göstermiştir. Pektinin, A tipi grip virüsünün çoğalmasını önlediği uzun zamandan beri bilinmektedir. Elma mide ve bağırsaklar üzerinde olumlu etki yapar ve çok iyi bir hücre koruyucudur. Elmadaki fenol ve flavonoidler etkili antioksidanlardır ve kansere neden olan serbest radikallere karşı koruyucudur. Düzenli elma yemek akciğer fonksiyonlarının sağlıklı olmasına yardımcı olur.

Nekahet dönemindeki halsizlik durumlarında bol bol elma yenilmesi önerilmektedir. Kullanıldığı Yerler: Bahar kürü, bitkinlik, bronşit, cilt, nekahet dönemi, kalp, kansızlık, mide, peklik, romatizma, sinir bozukluğu, sürgün, şişmanlık, taş hastalıkları, üre.

Botanik: Elma ağacının boyu genellikle 8-10 m arasında değişir. Bazı türlerinin boyunun 10 m’yi geçtiği de görülür. Kaim saplı yapraklar elips biçimli veya yuvarlaktır. Uçları sivridir. Kenarları basit veya çift testere dişlidir. Yapraklarla birlikte açan çiçekler 5 taç yapraklıdır, pembe veya dışlan kırmızı içleri beyaz renklidir. Meyveler 5 çekirdek hücrelidirler. Her hücrede 2 çekirdek (tohum) bulunur. Meyvelerin tadı, kokusu ve rengi elmanın türüne göre değişir. İyi bir elma ağacı tohumdan yetiştirilmez, aşılama yoluyla elde edilir. Günümüzde dünya elma üretiminde Fransa başta gelmektedir. Nelerinden Yararlanılır: Meyvesinden, meyve kabuğundan, sirkesinden, meyve suyundan, kuru veya taze yaprağından yararlanılır. Meyve: Değerli asit ve tuzlar kabuğun hemen altında

olduğundan, elmayı soymadan, iyi yıkayarak yemek daha sağlıklıdır.

Meyve kabuğu: Meyve kabuğu soyulduktan sonra ince serilerek gölge ve havadar yerlerde süratle kuruması sağlanır. Kabuğun çok iyi kuruması gerekir. Kıyılarak veva toz durumuna getirelerek hava geçirmeyen kaplarda saklanır.

Elma suyu: Meyve kabuğuyla birlikte preslenerek elde edilir. Meyve suyu saklanmak istenirse sterilize edilmesi gerekir. Doğru olarak sterilize edilen elma suyu bozulmadan 3-4 yıl saklanabilir. Elma püresi: 750 g elma soyulur, çekirdekleri çıkarılıp küçük parçalara bölünür. İnce rendelenmiş bir limon kabuğu, 100 g şeker, 150 mi su eklenerek yavaş ateşte 7-10 dk pişirilir, süzgeçten geçirilir.

Elma kabuğuyia pişirilebilir, bu durumda pürenin rengi koyu olur.

Elma özsuyu: 500 g elma kabuğu soyulmadan küçük parçalara bölünür, 1 litre suda ağzı kapatılarak 15-20 dk kaynatılır, 3 saat kadar dinlendirilir. Ezilerek suyuyla birlikte süzgeçten geçirilir. Çiçek balıyla tatlandırılır. Yemeklerden önce 1 çay bardağı içilir. Sirke: Taze ve sağlıklı elma suyunun mayalanmasıy-la elde edilir.

Yaprak çayı: Bazı eserlerde kurutulmuş yaprağından yapılan cayma da yer verilmektedir. 10 g kuru yaprak çok ince kıyılır, 150 mi sıcak su eklenir, ağzı kapalı bir kapta 2 saat demlenip süzülür. Yemeklerden önce 1 çay fincanı içilir. Günde 3-4 çay bardağı içilebilir.

Toplanması ve Saklanması: Meyve olgunlaştıktan sonra toplanır. Elma olgunlaştıkça İçindeki nişasta şekere dönüşür, sululuk oranı azalır, türüne göre rengi değişir. Elma hafifçe döndürüldüğünde sapından ayniırsa olgunlaşmıştır. Elma bahçelerinde, olgunlaştığı klorofil oranı ölçülerek tespit edilir. Meyve olarak yenilen elma elle toplanır. Ağaç silkelenerek yerden toplanan elmadan elma şırası, elma ezmesi, marmelat ve şurup yapılır. Erken olgunlaşan elmalar uzun süre saklanamaz. Sonbaharda olgunlaşan elmalar genellikle 1-3 ay arasında saklanabilir. Günümüzde 6 ay saklanabilen türler de yetiştirilmektedir. En uygun saklama ısısı 1-5°C arasıdır. Elma -ı°C’de bozulmaya başlar. Elma hiçbir zaman diğer meyve ve sebzelerle birlikte saklanmamahdır. Elmanın saklandığı depoların etilenden temizlenmesi gerekir.

Kokusu ve Tadı: Elmanın tadını, türüne göre içindeki organik asitler ve şeker oranı etkiler. Kokusunu meyve kabuğunun altındaki yağ dokularının salgıladığı uçucu yağ sağlar. .

Yan Etkileri: Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Çok ender olarak bazı insanlarda elmaya karşı alerji görülür.

Kullanma Biçimleri: İçten ve dıştan uygulanır. Bitkiden Yararlanma Yöntemleri:

Çay: 5 g kuru elma kabuğu veya tozuna 150 mî sıcak su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 1-3 çay fincanı içilir.

İçindeki Bazı Maddeler: Elmanın içindeki maddeler elmanın türüne göre değişiklik gösterir. Su (yaklaşık %84), aîbümin, karbonhidratlar, maden tuzları (demir, fosfor, kalsiyum, klor, kükürt, magnezyum, potasyum, sodyum), maden izleri (alüminyum, arsenik, bakır, borat, çinko, flor, iyot, kobalt, krom, manganez, molibden, nikel, rubidyum, silisyum, vanadyum)., nişasta, organik asitler (elma asidi, limon asidi, salisik asit, oksalik asit, mazı asidi, vb.), selüloz, şekerler (ifruktoz, giikoz, sakkaroz), yağlar, pektin, tanen, vitaminler (Bı, B2, B3, Bö, B9, E, karoten, H, PjC kompleks [sitrusbioflavonoid, hesperidin, rutin], PP, niasinamid)

100 g elmada 144 mg potasyum, 7 mg kalsiyum, 6 mg magnezyum, 10-25 mg C vitamini ve 0,6 mg demir vardır.

Elma kururken içindeki vitamin oranlarında çok az değişiklik oiur.

Tohum (meyve çekirdeği) albümin, amigdalîn, selüloz ve yağ içerir. Yapraklar glikozit (florizin, rutin), maden tuzlan, vitaminler içerir. Kök kabuğunda pektin, tanen, elma asidi ve florizin bulunmaktadır. Pektin meyvelerde bulunan doğal koyulaştırma maddesidir.
Kısa Açıklamalar:

• Her gün düzenli olarak en az 3 olma yemek yüksek tansiyonu önler.

• Elma suyu ateşli hastalıklarda güçlendirici, canlandırıcı ve bağırsakları boşaİtıcıdır.

• Baş dönmesi, baş ağrısı ve kulak çınlaması olanlara elma yemeleri önerilmektedir.

• Elma suyunun virüsleri yok etme Özelliği vardır.

• Buharda pişirilmiş elmanın tifüs basillerinin çoğalmasını önlediği ileri sürülmektedir.

• Elma yemek yaraların ve kemik kırıklarının iyileşmesini süratlendirmektedir.

• Elma ezmesi ve elma şarabının ödeme karşı çok etkili olduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca elma şarabı, hemoroit ve gut hastahğî için de önerilmektedir.

• Elma midevi bir meyvedir, mide sancılarında çok iyi çiğnenerek yenmelidir.

• Elma içerdiği yüksek orandaki pektin ve selüloz nedeniyle doyurucudur.

• Elma İyi çiğnenerek, yavaş yavaş yenmelidir. Soğuk elma mide yanmalarına ve şişkinliklere neden olur.

• Emziren annelerde görüİen meme ucu çatlaklarında, tereyağı veya yumuşak kaymak karıştırılan ince rendelenmiş eİma çatlak yerlere sürülür.

• Kansızlık için günde 1-2 ekşi elma yenmesi önerilmektedir. Aynı amaçla buharda pişirilmiş elma da yenebilir.

• İçki sonrası oluşan bitkinliklerde, sabah aç karnına 1-2 su bardağı taze elma suyu içilmelidir.

Leave a Reply